
Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Zafer Meydanı’nda toplanan yüzlerce vatandaş, yargıda temizlik ve bağımsızlık çağrısı yaptı. Göstericiler, Başbakan Ilie Bolojan’a yönelttiği üç dev pankartta “Bolojan, Romanya seni arıyor” sloganını yüksek sesle haykırdı. Adalet İstiyoruz, “Bolojan, artık beklemeyi bırak, yasayı değiştir” gibi sloganlar, kalabalığın sesini güçlendirdi.

Göstericiler sadece Başbakanı hedef almakla kalmadı; Catalin Predoiu’nun da yargıdaki güç yoğunluğunun mimarı olduğu iddiasıyla istifası talep edildi. “Predoiu İstia”, “Bolojan, Predoiu’yu görevden al” gibi sloganlar, protestoların yönünü daha da sertleştirdi.
Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir belgesel, Romanya’da üst düzey yargıçların siyasi destekle etik dışı kararlar almasını ortaya koydu. Belgeselde, hâkim ve savcıların sistematik yolsuzlukları ve dürüst yargı mensuplarına uygulanan disiplin baskıları görüntülendi. Bu görüntüler, yaklaşık 700 hakim ve savcının adli sistemde derin bir yozlaşma olduğunu belirten açık mektup kaleme almasına neden oldu.
Belgeselin yayınlanmasının ardından, Bükreş başta olmak üzere ülke genelinde binlerce kişi sokaklara döküldü. Pazar gecesi Bükreş’te yaklaşık 10 bin kişi, “Adalet ve Şeffaflık” talebiyle protesto yürüyüşü düzenledi.
Romanya’da yaşananlar, Slovakya ve Macaristan’da da benzer halk hareketlerine ilham verdi. Slovakya’da binlerce vatandaş, hükümetin ceza kanununda ve ihbarcı koruma sisteminde planladığı değişikliklere karşı başkent Bratislava’da ve sekiz başka şehirde sokaklara çıktı. Macaristan’da ise 13 Aralık’ta, bir çocuk ıslah kurumunda personelin şiddet uyguladığı iddiaları sonrası, on binlerce kişi Budapeşte’de protesto yaptı; bu gösteriye Başbakan Viktor Orbán’ın muhalif lideri Peter Magyar öncülük etti.
Romanya’da yargı reformu talebi, hem iç politikada hem de AB müzakerelerinde kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Uzmanlar, protestoların artması halinde hükümetin güvenlik güçlerini sert önlemlerle devreye sokma riskine işaret ediyor. Aynı zamanda, Avrupa Birliği’nin yargı bağımsızlığı kriterlerine uyum sürecinin hızlanması ve şeffaf soruşturma mekanizmalarının oluşturulması bekleniyor.
Orta Avrupa’da da benzer taleplerin artması, bölgesel demokratik standartların yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir. Bu bağlamda, uluslararası gözlemcilerin ve insan hakları örgütlerinin dikkatli bir izleme süreci yürütmesi kritik önem taşıyor.