
1,2 Trilyon TL’lik KDV alacakları özel sektörün en kritik likidite sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Hisarcıklıoğlu, “Şu anda devletin bize borçlu olduğu 1.200.000.000.000 TL’lik KDV alacağı, piyasaya girdiği an tüm sektörlerde likiditeyi canlandırır, borç ödeme gücünü artırır ve istihdamı canlandırır” diyerek, bu tutarın acil olarak mahsup edilmesi ya da ödenmesi gerektiğini belirtti.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye’deki en büyük KDV alacaklarından birinin hâlâ devlette beklediğini, bunun “piyasaya can vermek” anlamına geldiğini ve her sektörde nakit akışının iyileşeceğini vurguladı. Bu noktada, kısa vadeli kredi ihtiyacı olan KOBİ’lerin ve büyük ölçekli firmaların, devletin bu alacakları hızlıca ödeyerek likiditeyi artırması gerektiğini söyledi.
Hisarcıklıoğlu, KOBİ’lerin finansmana erişimindeki zorlukları net bir dille dile getirdi: “Kredi faiz oranları %53‑55 seviyelerinde, bu da neredeyse %50 kâr marjıyla çalışan bir işletmenin ayakta kalmasını imkânsız kılıyor.“
Bu bağlamda, Kredi Garanti Fonu (KGF) başkanı Sayın Erdoğan Özegen’in destekleriyle “kefil mekanizması” üzerinden sağlanan garanti hizmetinin önemine değindi. Hisarcıklıoğlu, “Dünyada tek bizim gibi üyesine doğrudan kefil olan kurumuz” diyerek, fonun kredi riskini %85 oranında üstlenebildiğini ve bu sayede 850 firmasının nefes kredisinden, 1.968 firmasının özkaynaklarından ve 9.108 firmasının hazine kaynaklarından faydalandığını belirtti.
Bu sayılar, KGF’nin “krediye erişim engelini ortadan kaldırma” misyonunun somut örnekleri olarak sunuldu. Hisarcıklıoğlu, “Bankalar bize “Ben bu Rifat’a kefilim” diyor, biz de krediyi onaylıyoruz” şeklinde bir güven ortamının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Merkez Bankası’nın politika faizini düşürmesi, ancak bu indirimin ticari kredi faizlerine yansımaması konusundaki eleştirilerini yineledi. Hisarcıklıoğlu, “Aradaki makas çok büyük, dünyada böyle bir fark yok. En yükseği bizde.” diyerek, faiz farkının KOBİ’lerin maliyetlerini katlaması üzerine odaklandı.
Ek olarak, ticarî kredi kartları ve nakdi kredileri sınırlayan düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini, “döviz dönüşüm desteği” uygulamasının sadece %3’lük bir kısmının firmalar tarafından kullanılabildiğini ve bu oranı yükseltmek ve süresini uzatmak gerektiğini belirtti.
İhracat yapan firmaların beşte birinin bu destekten faydalanabildiği, bu durumun “ihracatın artırılması” hedefiyle çeliştiği de vurgulandı. Hisarcıklıoğlu, emek yoğun sektörlerde (tekstil, hazır giyim, deri, mobilya) ek desteklerin sağlanması gerektiğini, 2026 yılı için dam başı 3.500 TL seviyesine yükseltilen istihdam koruma desteğinin genişletilmesi gerektiğini ifade etti.
DTO Başkanı Uğur Erdoğan’ın yeni hizmet binası projesi kapsamında, TOBB’un “tulumbadan suyu çekecek kadar” katkı sağlayacağı duyuruldu. Hisarcıklıoğlu, “Binanın arsası alındı, hayırlı işlere girildi, biz de kanunun verdiği ölçüde destek olacağız” diyerek, projenin girişimciler ve odalar için bir sinyal olacağını vurguladı.
Toplantının sonunda, DTO Üyesi Murat Çetintaş’ın teşekkür plaketini alması ve katılımcıların fotoğraf çekimiyle etkinliğin coşkulu bir atmosferde son bulması, TOBB‑DTO iş birliğinin “güçlü bir sinerji” ile devam edeceğinin göstergesi olarak kayda geçti.