
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, dinî olaylar ve peygamberler hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle “Yavuz Günal” mahlasıyla sahne alan komedyen Yavuz Kırma hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ihbar üzerine yetkisizlik kararı alınarak Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına devredildi.
İddianamenin içeriği şunu ortaya koydu: Şüpheli, bir gösteride “Çağrı” filmine referans vererek İslam’ın doğuşunu anlatan bir film üzerinden mizah adı altında hicret hadisesindeki mağara olayını alaycı ve tahkir edici ifadelerle sundu. Ayrıca Hz. İbrahim ve Hz. Musa’ya ilişkin kurban ve asa hadiselerini de aynı şekilde aşağılayıcı bir dille anlattı.

Bu açıklamaların video kaydı, şüphelinin kendi sosyal medya hesabından paylaşıldı ve geniş bir izleyici kitlesi tarafından hızla yayıldı.
İddianamede, şüpheli hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası talep edildiği belirtiliyor. Dava, Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi ve mahkemenin kararını bekliyor.
Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi, din, mezhep ve inançlar üzerine aşağılayıcı söz ve davranışları suç sayıyor. Bu madde kapsamında, tepki yaratan bir söylem kamuoyunda geniş yankı uyandırdığında savcılık soruşturma başlatabiliyor. Uzmanlar, bu tür davaların hem ifade özgürlüğü hem de toplumsal barış açısından hassas bir dengeyi gerektirdiğini vurguluyor.
Gösterinin ardından sosyal medyada yoğun bir tartışma başladı. Birçok kullanıcı, dinî hassasiyetlerin korunması gerektiğini savunurken, bazıları ise sanat ve mizah alanında daha geniş bir ifade özgürlüğü talep etti. Hukukçular ise, mahkemenin kararının benzer davalara referans oluşturacağını belirtiyor.
Türkiye’de daha önce de benzer dini hakaret davaları görülmüştür; örneğin 2019 yılında bir televizyon programcısı, aynı maddeler kapsamında yargılanmış ve hapis cezası almıştır. Bu tür kararlar, kamuoyunda hem destek hem de eleştiri toplar.
Bu süreç, ifade özgürlüğü ile dini duyarlılık arasındaki sınırların yeniden tartışılmasına zemin hazırlıyor ve Yavuz Kırma’nın davası, bu tartışmanın yeni bir örneği olarak ön plana çıkıyor.