
Varşova’da Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak‑Kamysz ile bir araya gelen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, iki ülkenin güvenlik işbirliğinin yanı sıra doğu kanadının geleceğine dair kritik bir değerlendirme yaptı. Görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında Rutte, “Ukrayna’nın NATO üyeliği ilkesel bir hak; Washington Antlaşması bunu açıkça öngörür.” diyerek konuyu netleştirdi.

Rutte, pratikte üyeliğin gerçekleşebilmesi için tüm müttefiklerin onayının gerekli olduğunu hatırlatarak, ABD, Macaristan ve Slovakyayı bu onayı vermeyi erteleyen ülkeler olarak gösterdi. “Bu ülkeler, Ukrayna’nın NATO’ya tam entegrasyonunu engelleyecek oybirliğini sağlayamazlarsa, süreç tıpkı bir trafik ışığı gibi kırmızı kalır,” şeklinde konuştu.
Rutte, uzun vadeli bir ateşkes ve tam barış anlaşması sonrasında Rusya’nın tekrar saldırısını önlemek için üç katmanlı bir güvenlik sistemi önerdi. İlk katman, NATO dışındaki Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin kendi savunma hatlarını oluşturması; ikinci katman, İngiltere ve Fransa öncülüğünde kurulacak gönüllü bir koalisyonun desteği; üçüncü katman ise ABD’nin stratejik güvenlik garantileri olarak tanımlandı.
“ABD Başkanı geçen yıl, bu garantilerin bir parçası olmayı taahhüt etti. Şu anda paketle ilgili detaylar hâlâ müzakere aşamasında.” açıklamasını ekledi.
Polonya Savunma Bakanı Kosiniak‑Kamysz, ülkesinin NATO’ya tam güven duyduğunu ve yeni gönderilen Patriot hava savunma sistemlerinin hâlihazırda faaliyete geçtiğini belirtti. Ayrıca, Doğu Nöbeti (Eastern Sentry) ve Baltık Nöbeti (Baltic Sentry) operasyonlarına teşekkür ederek, doğu kanadının hava sahasını ve bölgesel güvenliği güçlendirmeye yönelik ortak çabaları vurguladı.
Rutte’nin açıklamaları, NATO içinde üyelik sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bir yandan Ukrayna’nın güvenlik garantileri talepleri artarken, diğer yandan müttefik ülkeler arasında stratejik öncelikler ve iç politika farklılıkları sürecin yavaşlamasına neden oluyor. Uzmanlar, “Eğer üç ülke onayını sürdürürse, Ukrayna’nın NATO’ya tam entegrasyonu 2025‑2026 civarında bir tarihe kayabilir,” şeklinde bir senaryo öngörüyor.