
Çin’in kuzeybatısındaki Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde, su kıtlığı ve iklim değişikliği risklerine karşı dev bir adım atıldı. 2024 yılının başından bu yana, 40 milyar yuan (yaklaşık 5,67 milyar ABD doları) tutarında bir yatırım gerçekleştirildi. Bu fon, bölgedeki en büyük su koruma projelerinin inşasını hızlandırmak amacıyla tahsis edildi.
Xinjiang Su Kaynakları Dairesi Başkan Yardımcısı Jiao Quanxi, Dashixia Su Koruma Projesi‘nin 20 Eylül tarihinde su toplamaya başladığını duyurdu. Proje, bölgenin en kurak alanlarından birinde yer alıyor ve modern yapay zeka destekli sulama sistemleriyle donatıldı. Projenin hedefi, yıllık 1,2 milyar metreküp suyu güvenli bir şekilde depolayarak tarımsal üretimi ve yerel halkın içme suyu ihtiyaçlarını karşılamak.

Dashixia’nın yanı sıra, Yulongkashi ve diğer büyük ölçekli su koruma projelerinde de kritik aşamalar tamamlandı. Bu projeler, suyun doğal havzalarda toplanmasını, göletlerin inşasını ve yağmur suyu toplama altyapısının modernize edilmesini içeriyor.
Bu dev yatırım, sadece su güvenliğini sağlamakla kalmayıp aynı zamanda bölgenin ekonomik dinamizmini de artırmayı hedefliyor. Tarım sektörü, özellikle pamuk ve buğday üretiminde su temini sorunu büyük bir engel oluyordu. Yeni su altyapısı sayesinde, çiftçiler verimliliğini %30‑%40 oranında artırabilecek ve bölgesel ihracat potansiyeli genişleyecek.
Ayrıca, su koruma projelerinin inşası sırasında binlerce istihdam yaratıldı. Yerel iş gücünün nitelikli eğitim programlarıyla desteklenmesi, uzun vadede sürdürülebilir bir istihdam piyasası oluşturacak.
Xinjiang’da su koruma stratejisi, Çin’in “Yeşil Ekonomi” vizyonunun bir parçası olarak uluslararası göz önünde. Bölge, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında UN‑DPF’nin (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) desteklediği projelerle de iş birliği içinde. Uzmanlar, bu tür yatırımların bölgedeki ekosistemi koruyarak, çölleşme riskini azaltacağını ve suyun adil dağılımını sağlayacağını belirtiyor.
Projelerin tamamlanmasıyla birlikte, 2027 yılına kadar Xinjiang’da su kaynaklarının %85’inin yenilenebilir ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi hedefleniyor. Bu, bölgenin uzun vadeli kalkınma planları için kritik bir kilometre taşı olarak görülüyor.