Ukrayna’da Savaş ve İntihar Üzerine Trajik Hikayeler

Ukrayna’da Savaş ve İntihar Üzerine Trajik Hikayeler
Yayınlama: 19.12.2025
5
A+
A-

Katerina ve Orest’in Acı Dolu Anlatısı

Katerina, oğlu Orest‘in ölüm haberini alırken gözyaşlarını tutamıyor. “Orest çağrılmadı, yakalandı” diyerek, oğlunun askere alınma sürecindeki haksızlıkları dile getiriyor. Orest, 2023 yılında Donetsk’in Chasiv Yar yakınlarındaki cephede görev yaparken “kendi kendine verdiği bir yara” sonucu hayatını kaybetti. Resmi soruşturma, ölümün intihar olduğunu belirtiyor, ancak Katerina intiharın savaşın bir yan ürünü olduğuna ve ruh sağlığı hizmetlerinin yetersizliğine işaret ediyor.

Orest, kitaplara düşkün, akademik bir kariyer hayali kuran 25 yaşında sessiz bir gençti. Görme bozukluğu nedeniyle ilk başta askerlikten muaf tutulmuş, fakat 2023’teki bir kontrolde yeniden değerlendirildi ve “savaşmaya uygun” bulunarak cepheye gönderildi. Çatışma bölgesine yerleştirildikten kısa bir süre sonra içine kapanık ve depresif bir hâl almaya başladı. Katerina, her gün oğluna mektup yazdığını, şu ana kadar 650’den fazla mektup biriktirdiğini ve bu sayıların hâlâ artmakta olduğunu belirtiyor.

Ukrayna’da intihar, resmi kayıtlarda “savaş dışı kayıp” olarak sınıflandırılıyor; bu yüzden aileler ne tazminat ne de resmi bir onur töreni alabiliyor. “Devlet oğlumu aldı, savaşa gönderdi ve bana bir çuval içinde ceset geri getirdi. Hepsi bu. Yardım yok, gerçek yok, hiçbir şey yok.” diye haykıran Katerina, bu üç hikâyeden biri olarak BBC’ye verdiği röportajda, sistemin acımasızlığını vurguluyor.

Mariyana ve Anatoliy’in Sessiz Çığlığı

Mariyana, eşi Anatoliy’nin 2022’de gönüllü olarak savaşa katılmasını ve ardından Bahmut yakınlarındaki makineli tüfekçi görevini anlatıyor. Anatoliy, başlangıçta askeri deneyimsiz olduğu için reddedilmiş, fakat “onu kabul edene kadar tekrar tekrar gitmeye devam etti” diyerek savaşa sürülmüş. Bir görev sırasında 50 askerle aynı anda ölümle yüzleşen Anatoliy, kolunun bir kısmını kaybettikten sonra hastaneye kaldırılmış. Hastane bahçesinde, karısıyla yaptığı telefon görüşmesinin ardından intihar eden Anatoliy, resmi bir askeri törenle gömülmemiş; “Savaş onu mahvetti, gördükleriyle yaşayamadı.” şeklinde ağlayan Mariyana, devletin yarı yolda bıraktığını ve kocasının ölümünün görmezden gelindiğini düşünüyor.

Bu tür hikâyeler, Ukrayna’da intihar eden askerlerin ailelerinin sosyal damgalanmasını da beraberinde getiriyor. Mariyana, aynı zamanda intihar eden askerlerin eşlerinin birçoğunun da “görmezden gelinmiş” ve “hak talep etmeye cesaret edememiş” olduğunu belirtiyor.

Viktoria ve Andriy’nin Karanlık Günleri

Viktoria, Lviv’de tanıştığımız bir kadın olarak, eşinin Andriy adlı askerin hikâyesini paylaşıyor. Andriy, doğuştan kalp rahatsızlığı olmasına rağmen savaşa katılma ısrarını sürdürmüş ve keşif birliğinde şoför olarak görev almış. Haziran 2023’te, Andriy’nin intihar ettiği telefon edildiğinde “Sanki dünya başıma yıkılmıştı.” demiş. Cesedi 10 gün sonra ailesine ulaşmış, ancak Viktoria cesedi göremeyeceği söylenmiş. Olayın ardından bir avukat tutarak resmi soruşturmadaki tutarsızlıkları ortaya çıkarmaya çalışmış; fotoğraflar ve belgeler, ordunun açıklamalarını şüpheye düşürmüş. Ukrayna ordusu hataları kabul edip soruşturmayı yeniden başlatmayı vaat etmiş, fakat aile hâlâ adalet bekliyor.

Destek Ağları ve Toplumsal Tepkiler

İntihar eden askerlerin aileleri, Oksana Borkun öncülüğünde bir çevrimiçi topluluk kurmuş ve şu anda yaklaşık 200 aileyi kapsıyor. Topluluk, “Eğer intihar ise, o bir kahraman değil; insanlar böyle düşünüyor.” diyerek, intiharların kahramanlık yerine travma olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Bazı kiliseler cenaze töreni düzenlemeyi reddediyor, bazı kasabalar ise ölüm fotoğraflarını anıt duvarına asmıyor. Bu durum, ailelerin resmi açıklamalara ve toplumsal saygıya duyduğu ihtiyacın ne kadar karşılanmadığını gösteriyor.

Aynı zamanda, askeri din görevlisi Peder Boris Kutovyi, işgalin başlangıcından bu yana komutasındaki askerler arasında en az üç intihar vakası gördüğünü belirtiyor. Ona göre, “Her intihar, bir yerde başarısız olduğumuz anlamına gelir.” ve psikolojik destek eksikliğinin sistematik bir sorun olduğunu vurguluyor.

Resmi Görüşler ve Eksik İstatistikler

Ukrayna askeri ombudsmanı Olha Reshetilova, her ay dört kadar askeri intihar vakası bildirildiğini, ancak bu sayıların gerçekte çok daha yüksek olabileceğini kabul ediyor. “Cehennemi gördüler. En güçlü zihinler bile çökebilir.” diye ekliyor ve sistemde reform yapılması gerektiğini, özellikle “düzgün bir askeri psikoloji okulu” kurulmasının yıllar alacağını belirtiyor. Reshetilova, bazı intiharların cinayetleri örtbas edebileceği endişesini dile getiriyor ve ailelerin gerçeği bilme hakkını savunuyor.

Bu hikâyeler, savaşın yalnızca cephelerdeki kayıplarını değil, aynı zamanda askerlerin ruh sağlığına dair göz ardı edilen trajedileri de ortaya koyuyor. Toplumun, intihar eden askerleri kahraman olarak anması ve ailelerine gerçek bir destek sunması, savaş sonrası iyileşme sürecinin temel bir parçası olmalı.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.