
Şeyma Erkul Dayanç – Belçika Federal Parlamentosu’nda milletvekilliği ve senatörlük deneyimine sahip, hâlihazırda Verviers kentinde yerel yönetimde görev yapan Malik Ben Achour, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dışa bağımlılığının çarpıcı bir biçimde azaldığını belirtti. “Türkiye de yıllar önce ciddi bir bağımlılık içindeydi ancak 10‑15 yıl önce önemli bir dönüm noktasına girerek bugün uluslararası alanda kalitesiyle tanınan, son derece yüksek nitelikli bir sanayi geliştirdi” diyerek görüşlerini özetledi.

Ben Achour, Türkiye’deki savunma üretim tesislerini yerinde incelerken.
Ben Achour, ziyaretinin amacının savunma sanayi alanındaki işbirliği fırsatlarını yerinde incelemek olduğunu vurguladı. NATO üyesi ülkeler arasında patlayıcı tozu üreten çok az ülke olduğunu hatırlatarak, “Türkiye, sahip olduğu ham madde ve geliştirdiği teknik bilgi birikimi sayesinde bu alanda eşsiz bir konuma geldi” şeklinde konuştu. Bu bağlamda, Altay tankı, Hürkuş eğitim uçağı, Bayraktar TB2 ve ANKA‑SİHA gibi sistemlerin ihracat potansiyeli üzerine odaklanmak gerektiğini belirtti.
Avrupa’nın “sanayisizleşmesi” sürecinde kendi savunma kapasitesini yeniden inşa etmesi gerektiğini söyleyen Achour, “Günümüz dünyasında artık bağımlılıklara maruz kalmayı göze alamayız” diyerek, stratejik özerklik temasını ön plana çıkardı.
Achour, COVID‑19 salgınının dışa bağımlılık sorununu gözler önüne serdiğini hatırlatarak, “Bir anda maske, dezenfektan gibi temel hijyen malzemeleri yoksa, dışa bağımlılık ne kadar kırılgan bir nokta oluşturur” şeklinde değerlendirdi. Bu deneyimin, Avrupa’nın yerli üretim kapasitesini artırma ve sağlık güvenliğini güçlendirme politikalarına ivme kazandırması gerektiğini vurguladı.
Achour, Avrupa’da yeniden fabrikalar kurmanın sadece ekonomik istihdamı artırmakla kalmayıp, aynı zamanda yapısal işsizliğin kırılmasına hizmet edeceğini belirtti. Savunma sektörü, bu bağlamda yüksek nitelikli iş gücü yaratma ve teknoloji transferi açısından kritik bir fırsat olarak görülmeli.
Türkiye’nin son on‑beş yılda stratejik ve teknolojik açıdan kaydettiği sıçramanın Avrupa için bir örnek teşkil ettiğini ifade eden Ben Achour, “Avrupalıların artık kendi sanayilerini yeniden inşa etme zamanının geldiği gerçeğini kabul etmeleri şart” dedi.
Belçika merkezli finans kuruluşu Euroclear’in Rus varlıklarını dondurması üzerine Achour, “Avrupalıların bu varlıkları Ukrayna’ya destek olarak kullanma çabaları, Belçika’yı olası misillemelere karşı savunmasız bırakıyor” şeklinde uyardı. Ayrıca, küresel finansal mimarinin bütünlüğünün risk altında olduğunu ve güven kaybının geniş çaplı ekonomik dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti.
Achour, İsrail’in Gazze üzerindeki ateşkes ihlallerine dikkat çekerek, “Bu, sadece tek taraflı bir ateşkestir ve uluslararası toplumun yeterince çaba göstermediğini açıkça gösteriyor” dedi. İsrail’in “dokunulmazlık zırhı”na sahip bir “parya devlet” olarak nitelendirdiği ifadeler, bölgedeki insan hakları ihlallerine dair eleştirisini netleştiriyor. Bu bağlamda, uluslararası yaptırımların uygulanması ve diplomatik baskının artırılması gerektiğini vurguladı.
Ben Achour, Avrupa’nın farklı ülkelerinden Filistin konusuna duyarlı parlamenterlerden oluşan bir ağ kurduğunu açıkladı. Bu ağın amacı, parlamenterleri bölgeye götürmek, yerinde gözlem yapmalarını sağlamak ve kamuoyunda daha güçlü bir anlatı oluşturmak olarak tanımlandı. Achour, bu çabanın, İsrail’in anlatılarını dengeleyebilecek karşı bir anlatı inşa etme misyonu taşıdığını belirtti.
Mayıs ayında gerçekleştirilecek bir ekonomik misyonun hazırlık aşamasında olduğunu dile getiren Achour, bu misyonun savunma sanayi dışındaki alanlarda da çok sayıda anlaşmaya varmasını umduğunu söyledi. Özellikle enerji, altyapı ve dijital teknoloji işbirliklerinin artırılması, iki kıta arasındaki ekonomik bağları güçlendirecek stratejik bir adım olarak görülüyor.
Achour, Avrupa’nın kendi savunma ve stratejik özerklik yolunda ilerlemesi gerektiğini, Türkiye’nin bu süreçte örnek bir ortak olduğunu vurgulayarak kapattı. “Avrupa, kendi sanayisini yeniden inşa ederken, Türkiye gibi yükselen bir güçle işbirliği yaparak hem güvenlik hem de ekonomik açıdan daha sağlam bir gelecek inşa edebilir” diyerek, iki bölge arasındaki karşılıklı faydayı özetledi.