
Visa, Avrupa’nın 12 ülkesinde yürüttüğü kapsamlı bir anket ve veri analizi sayesinde, yapay zeka üretimi sahte içeriklere inanan kullanıcıların dolandırılma olasılığının 5 kat yükseldiğini belirledi. Bu oran, önceki yıllarda %2,7 iken %13,5’e çıkmış durumda.
Dolandırıcılık riskinin bu denli artması, dijital güvenliğin yeni bir döneme girdiğinin sinyalini veriyor.

Visa’nın verilerine göre, sahte reklamlar ve yapay zeka destekli sahte ses‑görüntülerin sosyal medyada yayılması, yalnızca bireysel kullanıcıların ortalama 165 $ kaybetmesine yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda Avrupa ekonomisine yılda 9,5 milyar $ civarında zarar veriyor.
Bu kayıpların sadece maddi boyutu değil, mağdurların duygusal stres, artan kaygı ve iş verimliliğinde düşüş gibi yan etkileri de rapor ediliyor. Çevrim içi dolandırıcılık vakalarının çözüm süresi ortalama 14 iş günü ve bu, bir çalışanın aylık zamanının %70’ine tekabül ediyor.
Araştırma, içerik doğrulamadan paylaşım yapan kullanıcıların, doğrulama yapanlara kıyasla iki kat daha fazla hedef alındığını gösteriyor. Katılımcıların %44’ü, gerçek sandıkları içeriğin sonradan yapay zeka üretimi olduğunu fark ettiğini belirtti. Ayrıca, her 5 kişiden biri, doğrulama yapmadan gönderi paylaşıyor.
Bu durum, dolandırıcıların başlıkları sadece tarama, içerik doğrulamasını atlama ve yapay zeka ile üretilen sahte öğelere güvenme gibi yeni taktiklerle daha geniş bir kitleyi hedef almasına imkan tanıyor.
Visa, son 30 yılda ödeme güvenliğini sağlamak için yapay zeka tabanlı izleme ve tespit sistemleri geliştirdi. Son 5 yılda bu alana 13 milyar $ yatırım yapılarak, şüpheli davranışların gerçek zamanlı tespiti ve önlenmesi sağlandı. Şirket, 2025 Efsane Cuma döneminde bir önceki yıla göre %144 daha fazla dolandırıcılık girişimini tespit edip durdurdu.
Bu teknolojiler, her yıl 40 milyar $ üzerindeki dolandırıcılık girişimini engelliyor ve kullanıcıların güvenli alışveriş deneyimini koruyor.
Visa Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat iş birliğiyle “Dijitalde Güvendeyim” projesini hayata geçirdi. Proje, sahte ses‑görüntü, sosyal mühendislik ve oltalama gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, yapay zeka ile oluşturulan sahte içerikleri de kapsayan gerçek vakalar üzerinden eğitim sunuyor.
Proje kapsamında, 55 yaş üzeri bireylerin %28’i çevrim içi alışverişlerini azalttı ya da tamamen bıraktı; toplamda 9 milyon kişi dijital alışkanlıklarını değiştirdi.
Uzmanlar, yapay zekanın sahte içerik üretimindeki rolünün artmaya devam edeceğini ve bu durumun regülasyon, eğitim ve teknoloji entegrasyonu ile dengelenmesi gerektiğini vurguluyor. Visa’nın “Dur‑Düşün‑Danış” (3D Kuralı) gibi farkındalık kampanyaları, uzun vadeli bir çözüm olarak görülüyor.
Özetle, yapay zekanın sunduğu kolaylıklar kadar riskleri de göz önünde bulundurulmalı; bireyler, şirketler ve düzenleyiciler ortak bir çerçevede hareket etmelidir.