

TBMM Genel Kurulu, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 14. maddesini resmi olarak kabul ederek, bütçenin sosyal yardımlar, asgari ücret ve istihdam politikaları üzerindeki etkilerini tartışmaya açtı.
Mehmet Emin Ekmen (Mersin), “Asgari ücretli çalışanlar geçim sıkıntısı içinde. Gıda, giyim ve barınma artık lüks kalemlere dönüşüyor.” diyerek, asgari ücretin alım gücünün eriyerek “tabandan genel ücrete” evrildiğini vurguladı. Ekmen, “10 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor; bu rakama bir miktar üstünde maaş alanları eklenirse, toplumun yarısına yakın bir kesim doğrudan etkileniyor.” şeklinde konuştu.
Mehmet Mustafa Gürban (Gaziantep), net asgari ücretin 22.104 TL olduğunu, yoksulluk sınırının ise 90.000 TL’ye yaklaştığını belirtti. “Süreç boyunca vaatler uçuşuyor, ancak somut değişim çok sınırlı.” diyen Gürban, 20 yıldır aynı STK başkanlarının görevde olduğunu, fakat toplumsal koşulların köklü bir dönüşüm geçirdiğini ifade etti.
Adalet Kaya (Diyarbakır), “1 milyon kişi yaşını doldurmuş ama hâlâ emekli değil; bu kişiler yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya.” diyerek, asgari ücretle çalışanların da aynı tehlikelerle yüzleştiğini vurguladı. “Yoksulluk sınırını geçtim, ama açlık sınırının altında bir yaşam sürmelerini bekliyorsunuz.” şeklinde eleştirdi.
Nail Çiler (Kocaeli), 2026 bütçesinin “muhasebe cetveli değil, emekliye, çiftçiye, işçiye verilen bir söz” olması gerektiğini savundu. Çiler, enflasyonla mücadelede sadece faiz ve rakamların değil, adil bir vergi sistemi ve üretimi teşvik eden politikaların da hayati olduğunu belirtti. Ayrıca, tekstil ve deri sektöründeki %18 istihdam kaybının acil çözüm gerektirdiğine dikkat çekti.
Sena Nur Çelik Kanat (İstanbul), kültür ve tarih bilincinin milletin egemenlik ve istiklalinin temeli olduğunu ifade etti. “Emperyalistlerin kültürel mirasımıza el koyma çabaları, bir milletin hafızasına saldırı demektir.” Kanat, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının “kültürel egemenlik” mücadelesinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Yaşar Yıldırım (Ankara), “Türkiye’nin savunma kapasitesi her türlü tehdide karşı hazır” diyerek, bütçenin güvenlik harcamalarıyla da desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Yıldırım, “Güvenliği olmayan refahın sonu yoktur.” sözüyle, ekonomik politikaların güvenlik önlemleriyle iç içe olması gerektiğini belirtti.
Tuba Köksal (Kahramanmaraş), deprem sonrası 74.187 konut ve iş yerinin tamamlandığını, eğitim altyapısının 12.186 yeni derslikle genişletildiğini açıkladı. Ayrıca, 3.000 kapasiteli öğrenci yurtlarının açılmak üzere olduğunu ve “Çelik Kubbe” unsurlarının seri üretiminin başladığını duyurdu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı çerçevesinde 324 yatırım konusu ve 418 milyar TL yatırım hedefiyle 47.000 istihdam oluşturulacağını belirtti. Kacır, ASELSAN’ın Çelik Kubbe projelerinin seri üretime geçişini ve Polonya’ya 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihracatını da duyurdu.
Genel Kurul’da yapılan tartışmalar, asgari ücretin sadece bir rakam olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet, ekonomik istikrar ve toplumsal refahın temel bir göstergesi olduğunu ortaya koydu. Milletvekilleri, bütçenin yalnızca mali bir plan değil, “haklıdan yana” bir sosyal sözleşme olması gerektiğini ısrarla vurguladı. 2026 bütçesi, bu tartışmalar ışığında, hem ekonomik büyümeyi hem de toplumsal eşitsizlikleri dengelemeyi hedefleyen kapsamlı bir çerçeveye sahip olmayı amaçlıyor.