
Antalya’nın İbradı ve Akseki ilçelerinde, 1.500 metre rakımın üzerindeki dağlık alanlardan toplanan andız kozalakları, köylüler tarafından geleneksel yöntemlerle işleniyor. Her yıl eylül ayının ilk haftalarında, dağların sarp yamaçlarından toplanan kozalaklar, çuvallara doldurulup evlerde depolanıyor. Toplama süreci, imece usulüyle yürütülüyor; kadınlar, gençler ve yaşlılar aynı anda çalışarak bir haftalık iş yükünü tamamlıyor.

Kozalaklar, çekiç ve keserle günlerce el ile kırılıyor. Köylüler, makineyle kırılan kozalakların pekmeze acı kattığını belirterek, “Zahmetli de olsa kendimiz kırıyoruz. Elle kırılan Andız kozalaklarının pekmezi daha lezzetli oluyor” diyorlar. Kırılan kozalaklar, incir ya da meşe külü ile karıştırılarak tencerelerde kaynatılıyor. Kaynama sürecinin sonunda, karışım yarım saat dinlendirilerek kül dibine çöküyor; üstte kalan berrak şıra, tavalara dökülüp tekrar kaynatılıyor. Bu aşamada, pişi hamuru benzeri hamurlar tavalara ekleniyor; hamur, kozalaktaki acı tadı emer ve pekmeze kendine özgü aromatik bir karakter kazandırıyor.
Pekmez, ortalama 7‑8 saat boyunca kesintisiz kaynatılıyor. Bu uzun pişirme süreci, şeker ilavesi olmadan %100 doğal bir şifa kaynağı ortaya çıkarıyor. Üretilen pekmez, kilogramı 500 TL fiyatla satışa sunuluyor ve özellikle şifa arayanlar tarafından yoğun talep görüyor. “Müşteri sorunumuz yok, derman arayanlar bizi bekliyor” diyerek Fatma Yamansoy, bu doğal ürünün bölgeye ve ülkeye kazandırdığı değeri vurguluyor.
Köyde bu işi sürdüren iki kardeş, 70 yaşındaki Fatma Yamansoy ve 63 yaşındaki Sebahattin Özen, geleneksel yöntemi 20 yıldır yaşatıyor. Fatma, “Bizden başka yapan kalmadı. Kimse dağlara çıkıp sırtında kozalak taşımıyor. Yol yok, patika yok. Ama ekmek davamız için zorda olsa devam ediyoruz” diyerek, ürünün nesilden nesile aktarılması gerektiğinin altını çiziyor. Her 10 kilogram kozalaktan yalnızca 1 kilogram pekmez elde edilebildiği için üretim süreci hem zahmetli hem de kıymetli bir kültürel miras olarak değerlendiriliyor.
Doğal şeker içermeyen bu pekmez, mineral ve antioksidan bakımından zengindir. Şifalı özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini destekler, sindirime yardımcı olur ve enerji verir. Bölge halkı, özellikle kış aylarında bu pekmezi çay, yoğurt ve kahvaltılık olarak tüketiyor. Sağlık turizmi açısından da potansiyel taşıyan ürün, yerel ekonominin çeşitlenmesine katkı sağlıyor.
Üreticiler, kozalak toplama ve işleme sürecini daha sürdürülebilir hale getirmek için genç nesilleri de sürece dahil etmeyi planlıyor. Ayrıca, bölgesel tanıtım çalışmaları ve kooperatifleşme adımlarıyla, Andız pekmezi’nin ulusal ve uluslararası pazarlara açılması hedefleniyor. Bu sayede, hem kültürel miras korunacak hem de yeni istihdam imkanları yaratılacak.