
Engin Akbadal, Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde doğup büyümüş, lise mezunu bir vatandaş. Geçimini çeşitli hamallık işleriyle sağlayan Akbadal, yaklaşık on iki yıl önce aniden başlayan ve kontrol edilemeyen bir kilo artışıyla hayatının en zor dönemine girdi. “Hayalim sadece bir gün dışarı çıkıp eşimle kol kola yürümek.” diyerek umutlarını dile getirdi.
Lenfödem, lenf sisteminin yeterli çalışmaması sonucu vücudun özellikle alt ve üst ekstremitelerinde şişlik ve kilo artışıyla kendini gösteren bir hastalıktır. Türkiye’de nadir görülen bu hastalık, genellikle millette “fil hastalığı” lakabıyla anılır. Uzmanlar, erken teşhisin hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini, ancak teşhis sürecinin uzun ve karmaşık olabileceğini belirtiyor.
Engin Akbadal, hastalığına ilk kez başvurduğu hastanelerde tanı konulamamasıyla uzun bir mücadele verdi. “Ailemde hiç kimse bu hastalığı görmedi, doktorlar bile adını bilemiyordu.” diye anımsıyor. Sonunda lenfödem olduğu anlaşıldı; ancak hastalığın ileri evresinde olması nedeniyle hastanın yatağa bağımlı hale gelmesi kaçınılmaz oldu. Şu an kilosu 300 kiloyu aşmış durumda; bir bacak ise 120‑130 kiloya kadar çıkmış.
Akbadal, sabahları çocukları okula gönderip eşine kahvaltı hazırladıktan sonra televizyon ve telefon karşısında saatler geçirdiğini, camdan hayvanları izleyerek zaman geçirdiğini anlatıyor. “En son dışarı çıkalı 5 yıl oldu. Bir sene önce balkona çıkabiliyordum ama o da yetmedi.” Mobilite sorunu nedeniyle tavandaki vinç sistemiyle ayakta kalmaya çalışıyor, motosiklete binmek gibi basit aktiviteler dahi artık mümkün değil.
Akbadal ve eşi, tedavi masrafları için valiliğe başvurarak 12 milyon TL’lik bir yardım kampanyası talep etti, ancak resmi onay alamadı. Sonrasında sosyal medyadan destek aramaya yöneldiler. “Doktorla dört kez görüştük, her seferinde aynı rakamı söylediler: 12 milyon TL,” diye belirtiyor. Arkadaşlarının ve çevresindeki duyarlı vatandaşların yardımlarıyla bir fark yaratmayı umut ediyor.
Engin Akbadal, psikolojisinin iyi olduğunu ve “Kolay kolay yıkılmam” diyerek dayanıklılığını vurguluyor. Eşinin ve yakınlarının sürekli yanındaki destekçisi olduğundan bahsediyor. “Ümitsizliğe düştüğümde beni silkeleyen, bana yeniden ayağa kalkma gücü veren o.” sözleri, toplumsal dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.
