
2026 yılı asgari ücretinin tespiti için yürütülen süreç, sayılı günler içinde kritik bir döneme giriyor. Komisyonun ikinci toplantısı Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay’ın başkanlığında gerçekleşti ve 1,5 saat süren oturumda çeşitli veri ve senaryolar masaya yatırıldı.

Toplantıya işçi kesimini temsil eden Türk‑İş katılmadı; fakat hükümet temsilcileri, işveren tarafını temsil eden TİSK ve Hazine‑Maliye, Ticaret Bakanlıkları ile TÜİK yetkilileri aktif bir şekilde katkı sağladı.
Bakan Işıkhan, ikinci toplantı öncesinde ilk olarak Türk‑İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Komisyona gelecek rakamlar; işverende, kamuda ve işçiden aldığım bilgileri Çalışma Genel Müdürümle paylaşacağım, komisyon da bunları savunacak” diyerek sürecin şeffaf ve katılımcı olacağını vurguladı.
Bu diyaloğun ardından Işıkhan, işçi kanadının yüzde 14’lük bir önceki yıl enflasyon farkı gibi kritik taleplerini doğrudan komisyona iletti.
Uzmanlar, ek zam ihtimalinin masaya yatırıldığını ve farklı yüzde oranlarında çeşitli senaryoların hesaplandığını belirtiyor. Yüzde 20 zamda net ücret 26.584 TL, brüt 31.206 TL olurken; yüzde 25 artışta net 27.630 TL, brüt 32.506 TL seviyelerine ulaşacak.
Yüzde 28,5 senaryosunda OVP tahminlerine göre net 28.404 TL, brüt 33.417 TL; yüzde 30 artışta ise net 28.735 TL, brüt 33.807 TL; yüzde 35 artışta net 29.841 TL, brüt 35.107 TL; yüzde 40 artışta ise net 30.946 TL, brüt 36.407 TL öngörülüyor.
Ekonomistler, yüksek enflasyon ortamında %30‑%35 arası bir zamın işçi alım gücünü koruyabileceğini, fakat aynı zamanda işveren maliyetlerini artırarak istihdam piyasasında baskı yaratabileceğini uyarıyor. “Ek zam, enflasyonun etkisini bir nebze hafifletebilir; fakat maliyet artışı, KOBİ’lerin rekabet gücünü zorlayabilir” şeklinde bir değerlendirme yapıldı.
Politik açıdan bakıldığında, bakanın diyaloğu ve ek zam olasılığı, hükümetin sosyal adalet vurgusunu güçlendirebilir. Ancak işçi temsilcilerinin komisyon dışı kalması, sürecin meşruiyeti konusunda eleştiri yağmurunu da beraberinde getiriyor. Bu durum, önümüzdeki seçim döneminde işçi hakları ve ekonomik istikrar temalarına dair tartışmaları yeniden alevlendirebilir.
2018‑2022 yılları arasında asgari ücrette ortalama %18‑%22 arasında artışlar yaşanmıştı. 2026 için öngörülen %30‑%40 aralığı, son beş yıldaki en yüksek artış oranı olarak kayıtlara geçiyor. Bu durum, enflasyonun yapısal bir sorun olduğunu ve tek seferlik zamların uzun vadeli çözüm sunmadığını gösteriyor.
Sonuç olarak, Bakan Işıkhan’ın “ortak noktada anlaşacağız” sözü, hem işçi kesiminde hem de yatırımcıların radarında ek zam beklentisini canlı tutuyor. Komisyonun alacağı nihai karar, 2026’da milyonlarca hanehalkının gelir dağılımını doğrudan şekillendirecek.