
Şehrin güneydoğusunda, Kocaköy merkezine yaklaşık 4 kilometre mesafede yer alan ve yerel halk tarafından “mantar kaya” ya da “kalkan kaya” olarak adlandırılan bu oluşum, ince bir dik sütunla ayakta durarak çevresindeki düz araziye dramatik bir kontrast oluşturuyor. Yıllardır değişmeyen silueti, bölge sakinlerini ve gezginleri merak içinde bırakarak fotoğrafçılık ve araştırma turizminin yeni bir rotası haline getirdi.
Kayaya bakanların dikkatini çeken en çarpıcı unsur, yıllık 10‑15 milimetre oranında yükselmesi ve aynı zamanda kuzeye doğru bir kayma sergilemesidir. Bu hareket, jeologların uzun vadeli izleme ekipmanlarıyla ölçtüğü gerçek bir jeotektonik aktiviteyi ortaya koyuyor. Afro‑Arabistan plakasının Avrasya plakasına doğru itilmesiyle oluşan gerilim, bölgedeki sediment tortulu kaya kütlelerinin zaman içinde yükselip kaymasına yol açmış.

Antropolog Naci Akdemir, bölgenin jeolojik tarihine dair yaptığı açıklamalarda, “Bu süreç yaklaşık 250‑300 milyon yıl önce başlamış ve hâlen devam ediyor” diyerek, oluşumun hem yükselme hem de kayma özelliklerini vurguladı. Akdemir, “Buzul aşındırması neticesinde meydana gelmiştir. Su ve rüzgar etkileri de olsa, en belirgin izler buzul çağından kalma aşındırma izleridir” şeklinde konuştu.
Akademisyen, aynı zamanda bölgenin tarihsel coğrafyasına da değinerek, “Yaklaşık 5‑6 milyon yıl önce bu bölge, eski Tetis Denizi’nin kıyılarından biriydi. Afrika‑Arabistan ile Avrasya arasındaki bu su yolu, bugünkü Akdeniz’in bir kalıntısıdır” ifadelerini kullandı.
Jeolojik literatürde “şeytan masası” ya da “mantar kayası” olarak adlandırılan bu yapı, sadece bölgesel bir merak unsuru değil, aynı zamanda Dünya’nın paleo‑iklim dönemlerine ışık tutan bir pencere. Buzul çağının aşındırma güçleri, bu kayada bıraktığı izler, bilim insanlarının eski iklim modellerini yeniden gözden geçirmesine olanak sağlıyor. Bölgenin jeoturizm potansiyeli de bu keşifle birlikte ciddi bir artış göstermekte; yerel yönetimler, bu doğal mirası koruma ve tanıtma çalışmalarını hızlandırıyor.
Kocaköy sakinleri, kayayı “kalkan kaya” olarak nitelendiriyor; çünkü hem görkemli görünüşü bir savaş kalkanına benziyor hem de bölgenin en önemli simgelerinden biri haline gelmiş durumda. Ziyaretçiler, kayayı izlerken “bir daha bakmadan duramıyorum” diyerek, hem doğa harikası hem de bilimsel bir bulgu karşısında hayranlıklarını dile getiriyor. Bu benzersiz oluşum, bölgeye hem yerli hem de yabancı turizmi çekerek ekonomik canlanmaya da katkı sağlıyor.