
2020 yılında Ziraat Sigorta, Halk Sigorta ve Güneş Sigorta’nın birleşmesiyle ortaya çıkan Türkiye Sigorta, beş yıl içinde müşteri portföyünü %80, kârlılık oranlarını ise %45 artırarak sektörde örnek bir büyüme sergiledi. TVF’nin (Türkiye Varlık Fonu) desteklediği bu model, devlet sermayesinin stratejik bir araya gelmesiyle ölçek ekonomisini ve rekabet gücünü maksimize etti.

Bu başarının ardından ekonomi yönetimi, benzer bir stratejiyi kamu katılım bankaları sektörüne uygulamayı düşündüğünü resmi açıklamalarla duyurdu.
Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör’ün haberine göre, hâlihazırda faaliyet gösteren Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım Bankaları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) izin alarak şubat 2026’da faaliyete geçmesi beklenen Halk Katılım Bankası bu birleşme planına dahil edilecek.
Plan, üç bankanın Türkiye Sigorta’da olduğu gibi Türkiye Varlık Fonu çatısı altında yeni bir isimle tek bir banka haline gelmesini öngörüyor. Bu yeni yapı, faizsiz bankacılık segmentinde %10’luk pazar payını %15’e çıkarmayı ve toplam aktif büyüklüğünü 200 milyar TL seviyesine taşıyarak sektörde bir dev yaratmayı hedefliyor.
Katılım bankalarının son yıllarda artan talep sayesinde aktif hacminin yüzde 10’a ulaşması, hem iç hem de dış yatırımcılara yeni fırsatlar sunuyor. Birleşme, ölçek ekonomisi sayesinde operasyonel maliyetlerin düşürülmesi, kredi verme kapasitesinin artırılması ve inovatif finansal ürünlerin (örneğin sukuk, yeşil finans) geliştirilmesi anlamına geliyor.
Uzmanlar, bu adımın aynı zamanda finansal istikrarı güçlendireceğini ve Türkiye’nin İslam finans piyasasındaki konumunu küresel ölçekte yükselteceğini belirtiyor. Ancak, birleşme sürecinde yönetim entegrasyonu, çalışan hakları ve rekabet kuralları gibi konuların titizlikle ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Ekonomi yönetiminin bu stratejik hamlesi, yalnızca katılım bankacılığını birleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin finansal sistemine yeni bir kamu-özel ortaklık modeli kazandırmayı amaçlıyor. İlerleyen aylarda BDDK ve TVF’nin detaylı çalışma planları, yasal çerçeve düzenlemeleri ve birleşme sürecine dair yol haritası açıklanacak. Bu adımın, sermaye piyasalarındaki hareketliliği artırarak, yatırımcı güvenini pekiştirmesi ve yeni kredi akışlarını tetiklemesi bekleniyor.