
Doğum sonrası depresyon genellikle annelerle ilişkilendirilse de babalar da aynı psikolojik süreçle karşılaşabilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hafize Gülnur Şen, yeni baba olan erkeklerin doğumdan sonraki ilk 12 ay içinde depresyon belirtileri gösterme olasılığının arttığını belirtiyor. Bu dönemde en sık rastlanan tetikleyiciler arasında ekonomik kaygılar, artan masraflar ve geleceğe dair belirsizlikler yer alıyor. Ayrıca “iyi baba olma” baskısı, sorumlulukların artması ve kimlik değişikliği de ruhsal yükü önemli ölçüde yükseltiyor.

Dr. Şen, babaların en çok **3‑12 ay** arasında risk altında olduğunu vurguluyor. Bu dönemde ortaya çıkan bazı kritik durumlar şunlardır:
Eşin doğum sonrası depresyon yaşaması – çiftin ortak duygusal yükünü artırır.
İlk 3‑6 ayda yoğun uykusuzluk – fiziksel yorgunluk, zihinsel yorgunluğa dönüşür.
İşe dönüş ve aile içi rol paylaşımının netleşmesi – sorumlulukların yeniden dağıtılması stres yaratır.
Ek olarak, ekonomik baskı, artan masraflar, performans kaygısı, toplumsal beklentiler ve duygusal ifade kısıtlamaları da depresyonun ortaya çıkmasında önemli rol oynar.
Babalarda depresyon bazen tipik belirtiler göstermeyebilir. Dr. Şen, aşağıdaki işaretlerin fark edilmesinin hayati olduğunu söylüyor:
Aşırı sinirlilik ve öfke patlamaları
İçe kapanma, sosyal geri çekilme
Uyku düzensizlikleri, keyif alınan aktivitelerde azalma
Dikkat ve odaklanma sorunları
Artan alkol veya sigara kullanımı
Eş ve bebekle bağ kurmada zorlanma
Bu semptomlar, babanın işlevselliğini ve aile dinamiklerini olumsuz etkileyebilir.
Güncel araştırmalara göre annelerde doğum sonrası depresyon oranı %10‑20 iken, babalarda bu oran %8‑10 civarında. Her 10 babadan en az birinin bu dönemde depresyon yaşayabileceği ve eşinde depresyon olan babaların riskinin 2‑3 kat arttığı belirtiliyor. Bu istatistikler, babaların da aynı destek ağlarından yararlanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Erken tanı, hem babanın hem de ailenin psikolojik sağlığını korur. Dr. Şen, “Bebeğin duygusal gelişimi, güvenli bağlanma süreci ve aile içi iletişim, babanın depresyonu ile doğrudan ilişkilidir” diyerek, belirtilerin zamanında fark edilmesinin uzun vadeli etkileri azaltacağını vurguluyor. Erken müdahale, işlevselliğin korunması ve tedavi sürecinin kısalması açısından kritiktir.
Babalar aşağıdaki durumları deneyimlediklerinde bir uzmana başvurmalıdır:
Belirtilerin 2 haftadan uzun sürmesi
İş, sosyal veya aile yaşamının belirgin şekilde etkilenmesi
Alkol, madde kullanımının artması
Sosyal ilişkilerden tamamen uzaklaşma
Kendine zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması
Eş ile ilişki çatışmalarının yoğunlaşması
Dr. Şen, evde uygulanabilecek bazı basit ama etkili yöntemleri paylaşıyor:
Uyku düzenini sağlamak ve gece sorumluluklarını eşinizle paylaşmak.
Günde en az 30 dk açık havada yürüyüş yapmak.
Günlük görevleri küçük parçalara bölerek aşırı yükten kaçınmak.
Güvendiğiniz biriyle duygularınızı paylaşmak.
Partnerinizle düzenli “çift zamanı” ayarlamak.
Aile, arkadaş ve baba gruplarından sosyal destek almak.
“Babalara depresyon yakışmaz” gibi kalıplaşmış yargılar, belirtilerin gizlenmesine ve tedaviye geç başvurulmasına yol açıyor. Dr. Şen, bu önyargıların kırılmasının, erkeklerin duygusal ihtiyaçlarını normalleştirmesinin ve profesyonel yardıma yönlendirilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtiyor.
Son olarak, yeni babalar için şu öneriler sunuluyor:
Mükemmel baba olmak zorunda değilsiniz; “yeterince iyi baba” olmak yeterlidir.
Eşinizle açık iletişim kurun; zorlandığınızda bunu güçsüzlük değil, olgunluk olarak değerlendirin.
Uykusuzluğun etkisini küçümsemeyin; düzenli bir uyku programı oluşturun.
Destek istemekten çekinmeyin; aile, arkadaş ya da profesyonel destek hayat kalitenizi artırır.
Kendinize kişisel zaman ayırın; günde 20 dk bile zihinsel sağlığınızı destekler.
Gerekirse psikoterapi alın; depresyon tedavi edilebilir bir durumdur.
Eşinizle ortak ebeveynlik planı yapın; sorumluluğu tek başınıza taşımamaya çalışın.
Bu adımlar, yeni babaların duygusal yükünü hafifletmeye, aile içi dengeyi korumaya ve bebeklerin sağlıklı gelişimine katkı sağlamaya yöneliktir.
Bence bu konu çok önemli. Babalar da anneler kadar depresyona eğilimli. Toplumun bu konuda daha farkındalıklı olması gerekiyor.