
Şirketler, dışarıdan yetenek bulmak için harcadıkları bütçe ve enerjiyi, içerideki potansiyeli geliştirmek için kullandıklarında uzun vadeli bir kayıp yaşamazlar. Dr. Emirhan Altunkaya, BMI Business School Direktörü olarak yaptığı açıklamada, sektörel bağımsız bir gözlemle “bir yöneticinin ya da kritik bir uzmanın kurumdan ayrılması, yalnızca boşalan bir pozisyon değil; aynı zamanda yıllar içinde biriken bilgi, deneyim ve ilişki ağının da şirketten kopması anlamına geliyor” dedi.
Bu durum, özellikle yüksek sirkülasyon oranlarına sahip beyaz yakalı çalışan gruplarında kurumsal hafıza kaybının hızla büyümesine yol açıyor. Şirketler, bu riskin farkına vararak “içeride yetişen liderlerin, stratejiye ve değerlere daha hızlı uyum sağladığını” ve karar alma süreçlerinde daha tutarlı bir perspektif sunduğunu belirtiyor.

Altunkaya, “Bugünün ekonomik konjonktüründe en verimli strateji, çalışana ‘seni geleceğe hazırlıyoruz’ mesajını veren, sürekli öğrenmeyi destekleyen bir ekosistem kurmaktan geçiyor.” diyerek, düzenli ve nitelikli eğitim alan çalışanların aidiyet duygusunun, sadece ücret artışı yapılan çalışanlara göre çok daha kalıcı ve güçlü olduğunu vurguladı.
Bu bağlamda, “eğitimler tek seferlik aktivite olmaktan çıkarak kurum kültürüne dönüşüyor” ifadesiyle, şirketlerin eğitim programlarını stratejik bir gelişim sürecine entegre etmeleri gerektiği üzerinde duruldu. 2026 yılı itibarıyla kurum içi akademilere, liderlik gelişim programlarına ve gelecek odaklı yetkinlik eğitimlerine yapılan yatırımlarda belirgin bir artış bekleniyor.
Dr. Altunkaya, standart içeriklerden özel tasarlanmış butik programlara geçişin şirketlerin büyüme hedeflerine ve sektör dinamiklerine daha uyumlu olduğunu belirtti. Özellikle stratejik liderlik, veri odaklı karar alma, finansal okuryazarlık, dijital dönüşüm ve değişim yönetimi gibi konular, eğitim gündeminin öncelikli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu yaklaşım, yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda belirsizlik dönemlerinde daha hızlı karar alabilen, dayanıklı ve ortak bir vizyon etrafında kenetlenmiş ekipler oluşturulmasını mümkün kılıyor.
Türkiye’deki büyük ölçekli holdinglerden orta ölçekli işletmelere kadar birçok kuruluş, artık kurumsal akademi yapılanmalarına lider yetiştirme, yetenek havuzu oluşturma ve kritik pozisyonlar için gelişim modellerini dahil ediyor. Bu dönüşüm, işgücü dinamiklerine uzun vadeli çözümler üretmeyi ve çalışanların şirket içinde kalıcı bir kariyer yolu görmesini sağlıyor.
Altunkaya, “Kurumsal akademi, sadece eğitim vermek değil, aynı zamanda şirketin stratejik hedefleriyle bütünleşen bir öğrenme ekosistemi yaratmak demektir” diyerek, bu sistemin şirket kültürüne ve sürdürülebilir büyümeye katkısını vurguladı.
Yetenek yönetiminde yeni dönem, dış kaynaklara bağımlılığı azaltarak, iç kaynakların sistematik olarak geliştirilmesi üzerine kuruluyor. Şirketler, kurumsal hafızayı koruyup, çalışan bağlılığını artırarak uzun vadeli rekabet avantajı elde edebilirler. Bu bağlamda, eğitim yatırımlarının stratejik bir öncelik hâline gelmesi ve liderlik programlarının kurumsal hedeflerle bütünleşmesi kaçınılmaz bir gereklilik haline geliyor.