
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, terör örgütü SDG (Suriye Demokratik Güçleri)’nin Suriye ordusuna entegrasyonu için belirlenen son sürenin 9 gün kala Şam’da bir araya geldi. Bu görüşmenin “Sabrımız tükeniyor” şeklindeki güçlü ifadelerle hatırlatıldığı Fidan’ın açıklamaları, bölgedeki diplomatik baskının artığını gösteriyor.

Mutabakat, Suriye’nin yeniden inşası, mültecilerin güvenli dönüşü ve Kürt toplumunun haklarının korunması gibi kritik maddeler içeriyor. Ancak geçen dokuz ay içinde hiçbir madde hayata geçirilemedi. Bu durum, Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliklerini doğrudan etkilerken, SDG’nin hareketsizliği de bölgedeki istikrarsızlığı körüklüyor.
“Mutabakatın uygulanması, hem Suriye’nin iç barışı hem de Türkiye’nin sınır güvenliği açısından hayati” diyerek Fidan, ziyaretin temel mesajını vurguladı.
Görüşmelerde ayrıca, İsrail’in Suriye’nin güneyinde yürüttüğü askeri operasyonların bölge güvenliğine oluşturduğu riskler masaya yatırıldı. Türkiye, İsrail’in saldırganlığı nedeniyle artan güvenlik tehditlerine karşı ortak bir strateji geliştirmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, SDG’nin yeniden canlanma ihtimali ve DEAŞ’ın bölgedeki faaliyetlerine karşı koordineli bir mücadele planı tartışıldı.
Şam’da yapılan görüşmelerde, Suriye’nin altyapı yeniden inşası, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve eğitim projelerinin ortak yürütülmesi gibi ikili düzeydeki projeler de gündeme geldi. Türkiye, 15 yıllık Suriye ihtilafının yaralarını sarmak adına kapsamlı bir kalkınma paketi sunmayı planlıyor. Bu paket, özellikle sınır bölgelerindeki ekonomik canlanmayı hedefliyor.
Fidan, Esad rejiminin devrilmesinin ardından 22 Aralık 2024 tarihinde ilk kez Şam’ı ziyaret etmişti. Bu ziyaretin ardından, 3+3 formatındaki görüşmeler, iki ülke arasındaki askeri ve siyasi diyaloğu derinleştirdi. 15 Ocak 2025’te Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Türkiye’yi ziyaret etmesi, iki tarafın ilişkilerini yeni bir seviyeye taşıdı. Takip eden 13 Mart 2025 ve 12 Ekim 2025 tarihli toplantılar da bu sürecin devamı niteliğindeydi.
10 Mart 2025’te imzalanan 8 maddelik anlaşma, Suriye’nin istikrarını temin etmeyi amaçlasa da, hiçbir madde uygulanmadı. Bu başarısızlık, SDG’nin mutabakat konusundaki isteksizliğini açıkça ortaya koydu ve Fidan’ın “Sabrımız tükeniyor” söylemini destekleyen bir kanıt olarak değerlendirildi.
Uzmanlar, SDG’ye karşı baskının artması durumunda Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirebileceğini öngörüyor. Aynı zamanda, ekonomik yardım ve insani destek paketlerinin hızlandırılması, Suriye’nin yeniden inşasını ve mültecilerin geri dönüşünü teşvik edecek. “Bu süreç, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve kalkınma meselesidir” diyerek analistler, Türkiye’nin stratejik hamlesinin geniş kapsamlı etkilerini vurguluyor.