
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kurulmuş olan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na davet ettiği siyasi parti temsilcilerini kabul etti. Kabulde, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Bülent Kaya yer aldı. Katılımcılar, “Terörsüz Türkiye” sürecinde hazırladıkları raporları ortak bir çerçeveye oturtmak ve Meclis’e sunmak amacıyla görüş alışverişinde bulundu.
Toplantı öncesinde, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yıldız, “Müşterek bir rapor hazırlayacağız ve Meclis’e sunacağız. Çerçeve bir metin olacak. Bütün partilerin katkısının olacağı bir ortaklaşma ile rapor çıkarsa çok daha iyi olur.” dedi. Ancak, “Birbirine tam uyumlu olması düşünülemez. Siyasi partiler ayrı ayrı fikirlerini yansıtacak.” şeklinde gerçekçi bir yaklaşım sergiledi.
Yıldız, raporun içeriğine dair önemli bir hatırlatma yaptı: “Türk Devleti’nin kırmızı çizgileri ve kuruluş felsefesi dışına çıkmak düşünülemez. Anayasa’nın ilk 4 maddesi ve 42‑66. maddeleri tartışma dışı bırakılacak. Bu maddeler devletin temel direkleridir.” şeklinde vurguladı.
Raporun hazırlanma süreciyle ilgili olarak, “Yılbaşına kadar bir rapor hazırlanır; Meclis’e sunulması, milletvekillerinin değerlendirmesi ve Ocak ayı içinde kanun teklifi hâline getirilmesi hedefleniyor.” diyerek zaman çizelgesini netleştirdi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti olarak sürece hemen giriş yapılacağını ve detayların görüşülmeye başlanacağını belirtti. Emir, “Ortak raporun hazırlanması sürecinde tüm partilerin katkısını bekliyoruz. Bu, terörle mücadelede bütüncül bir yaklaşım sağlayacak.” diyerek iş birliğinin önemine değindi.
Görüşme, basına kapalı bir oturumda gerçekleşti; bu durum, konuşulan hususların daha detaylı ve sansürsüz bir şekilde değerlendirilmesine imkan tanıdı. Toplantının kapalı olmasının nedeni, raporun içeriğinin henüz kamuoyu ile paylaşılmadan önce parti temsilcileri arasında tam bir mutabakata varılması gerektiği vurgusuydu.
‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı ulusal bir dayanışma çerçevesi oluşturmasını ve bu çerçevede somut politika önerileri geliştirmesini amaçlıyor. Bu kapsamda hazırlanan raporun, sadece güvenlik politikalarını değil, aynı zamanda sosyo‑ekonomik ve toplumsal bütünleşme stratejilerini de içermesi bekleniyor.
Uzmanlar, raporun Meclis’e sunulmasının ardından hukuki düzenlemeler, güvenlik birimlerinin koordinasyonu ve yerel yönetimlerin rolü gibi konuların da detaylı bir şekilde ele alınacağını belirtiyor. Ayrıca, raporun “kırmızı çizgileri” içerdiği ve bu çizgilerin dışına çıkmanın “devletin temel direklerini sarsacağı” uyarısı, partiler arası tartışmalarda kritik bir referans noktası olacak.

Bu görselde, toplantıya katılan temsilcilerin bir kısmı görülüyor; konuşma sırasında alınan notlar ve sunulan taslak belgeler, sürecin ciddiyetini ortaya koyuyor.
‘Terörsüz Türkiye’ raporunun yılbaşına kadar hazırlanıp Meclis’e sunulması, Türkiye’nin iç güvenlik politikalarında yeni bir döneme işaret ediyor. Raporun kabul edilmesi ve kanun teklifi hâline gelmesi durumunda, terörle mücadeleye yönelik yasal çerçeve genişleyecek, uluslararası iş birliği artırılacak ve yerel yönetimlerin rolü güçlenecek.
Bu süreç, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik denetim mekanizmalarının da sınandığı bir platform olacak. Parti temsilcilerinin rapor üzerindeki görüş farklılıkları, Türkiye’nin çok partili demokrasisinin işleyişine dair bir gösterge niteliği taşıyor.
Sonuç olarak, TBMM’de gerçekleşen bu kritik toplantı, ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonunun somut adımlara dönüşmesi açısından büyük bir dönüm noktası olarak kayda geçiyor.