
İstanbul’un kritik su kaynaklarından biri olan Büyükçekmece Gölü, Aralık ayı sonunda ölçülen sadece %14,13 doluluk oranı ile tarihinin en düşük seviyelerinden birine ulaştı. Gölde suyun metrelerce çekildiği görüntüler, şehrin su güvenliği konusunda ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
Geçmiş aylara kıyasla dramatik bir düşüş yaşandı. Ekim ayında %27,86 olan doluluk oranı, sadece iki ay içinde yarı yarıya azalarak %14,13 seviyesine indi. Düşüşün hızı, uzun yıllardır bölgeyi etkileyen kuraklık ve yağış eksikliğiyle doğrudan ilişkilendiriliyor.

Drone ile çekilen görüntüler, gölün kıyılarında suyun neredeyse tamamen çekildiğini, sadece ufak bir birikintinin kaldığını gösteriyor. Bu durum, hem ekosistemi hem de göle bağlı balıkçılık faaliyetlerini tehdit ediyor.
Mert Arslanbaş’ın açıklamaları
10 yıldır Büyükçekmece’de yaşayan Mert Arslanbaş, “Yoğun yağış olmadı. Şu köprünün başından itibaren su dolu olması lazım. Biz 10 senedir buradayız. Geçen sene iyiydi, ondan önceki sene de kötüydü ama bu sene daha da kötü oldu. İnşallah yağmur yağar. Av mevsimi olduğu için sıkıntı oluyor. Avcılar da gelemiyor. Balıkların durumu da bayağı kötü. Burası susuzluğa karşı alarm veriyor. Tek çare yağmurun yağması lazım” dedi.
Onur Uyar’ın deneyimi
Balık tutmak için göle gelen Onur Uyar, “Beylikdüzü’nden geldim. Normalde ben düzenli olarak buraya balık tutmaya geliyordum. 4‑5 aydır hava erken karardığı için yetişemiyordum. Bugün geldim ancak karşılaştığım manzarada su kalmamış ve balık tutamadım. Bayağıdır düzenli yağış alamıyoruz. Aralık bitecek ama halen yağış yok” şeklinde konuştu.
Su seviyesindeki bu ani düşüş, İstanbul’un büyük bir kısmının su ihtiyacını karşılayan gölün kapasitesini ciddi biçimde azaltıyor. Su temini konusunda belediye ve su idaresi yetkilileri, acil önlemler almayı planlıyor; yağmur suyu toplama sistemleri ve alternatif su kaynakları devreye alınması gündemde.
Uzmanlar, bölgedeki kuraklık eğiliminin önümüzdeki aylarda da devam edebileceği uyarısında bulunurken, iklim değişikliği etkisinin uzun vadeli su yönetim politikalarına entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gölde balık tutma etkinliklerinin durması, yerel balıkçılık ekonomisini de sarsıyor. Balıkçılar, su seviyesinin tekrar yükselmesiyle birlikte hem ekosistemin hem de geçim kaynaklarının kurtulacağını umuyor.