
Terörsüz Türkiye sürecinin en kritik dönüm noktalarından biri olarak SDG’nin (Suriye Demokratik Grubu) Suriye ordusuna entegrasyonu için belirlenen takvim son aşamaya yaklaşıyor. Güvenlik kaynaklarının bildirdiğine göre, entegrasyonun tamamlanmasına sadece 8 gün kaldı ve bu süreç içinde yabancı unsurların tasfiyesi Türkiye’nin kırmızı çizgileri arasında yer alıyor.

Güvenlik birimlerinin paylaştığı belgelere göre, Öcalan, elebaşı Mazlum Abdi’ye (kod adı: “Mazlum Kobani”) gönderdiği mektupta, örgüt içinde hâlâ Suriyeli olmayan militanların bulunduğunu ve bu kişilerin “Türkiye’nin iç güvenliğine doğrudan tehdit” oluşturduğunu vurguladı. Mektupta, “İçinizdeki yabancıları ayıklayın, aksi takdirde süreç geri dönülmez bir noktaya varabilir” şeklinde bir uyarı yer alıyor.
SDG’nin toplam gücünün yaklaşık 50 bin olduğu tahmin ediliyor. Bu kadronun içinde 8 bin‑8 bin 500 kişilik kısım, Suriyeli olmayan, yani Kuzey Irak, Türkiye ve İran kökenli militanlardan oluşuyor. Ankara, bu unsurları yapıdan çıkarmayı entegrasyonun ön koşulu olarak görüyor ve bu yönde diplomatik baskısını artırıyor.
10 Mart’ta imzalanan Şam yönetimi‑SDG mutabakatı, entegrasyonun ay sonuna kadar tamamlanmasını öngörüyordu. Ancak güvenlik kaynakları, sahadaki lojistik ve siyasi sıkıntılar nedeniyle takvimin kayabileceği uyarısında bulundu. Yeni bir zaman çizelgesi hazırlanırken, yabancı unsurların dışarı çıkarılması hâlâ “kritik” bir unsur olarak işleniyor.
İmralı’da gerçekleşen son görüşmelerde, Öcalan’ın PKK elebaşıyla temasları sırasında “yabancı unsurların ayıklanması” teması tekrar gündeme geldi. Bu bağlamda, Türkiye kökenli militanların SDG’den ayrıldıktan sonra Türkiye’ye dönüş ve hukuki haklarından yararlanma imkanı da tartışıldı.
Türkiye, yabancı unsurların çıkarılmasını “Terörsüz Türkiye” sürecinin bir eşik adımı olarak konumlandırıyor. Bu adımın atılması hâlinde, yapıdan ayrılan Türkiye kökenli militanların geri dönme ve yeni hukuki düzenlemelerden faydalanma hakkı tanınacak. Uzmanlar, bu adımın bölgedeki istikrarı artıracağı ve Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamada kilit rol oynayacağını belirtiyor.
Öcalan’ın mektubu, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının da bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Eğer SDG bu talebi yerine getirirse, Ankara, bu gelişmeyi “hukuki düzenlemeler açısından yeni bir eşik” olarak ilan edecek ve yabancı militanların tamamen dışarı atılmasını resmi bir politika hâline sokacak. Aksi takdirde, süreçte yaşanabilecek gecikmelerin bölgedeki güvenlik dengelerini olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor.