
Türkiye sınırına yakın stratejik bir konuma sahip olan Halep şehri, 22 Aralık’ta yoğun bir bombardıman ve ağır silah saldırısına maruz kaldı. Suriye Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığına göre, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından düzenlenen hava topu ve topçu ateşi sonucunda iki sivil hayatını kaybetti; yaralılar arasında iki çocuk ve iki sivil savunma çalışanı bulunuyor.

Bu saldırı, SDG’nin Halep’in Kürt nüfusunun yoğun olduğu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde kurduğu ortak kontrol noktalarına yönelmişti. Suriye İçişleri Bakanlığı ise, bu noktaların hükümet personeline yönelik bir saldırı olduğunu iddia etti.
SDG, saldırıyı “geçici hükümete bağlı grupların” gerçekleştirdiğini belirterek sorumluluktan uzak durdu. Öte yandan, Savunma Bakanlığı, ordunun “Kürt güçlerinin ateşine karşılık verdiğini” savunarak saldırının bir karşılık olduğunu ileri sürdü. Hükümet güçlerinden iki asker, üç sivil savunma personeli ve birkaç sivilin daha yaralandığı bilgisi de daha önceki açıklamalarda yer almıştı.
Taraflar arasında geçen görüşmeler de gerilimi artırıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şam ziyareti sırasında SDG’nin “Şam yönetimiyle entegrasyon görüşmelerinde ilerleme kaydetmeye niyetli olmadığını” vurgularken, SDG’nin bazı faaliyetlerini İsrail ile koordine ettiğini iddia etti.
Türkiye, SDG ve YPG’yi “terör örgütü” olarak tanımlıyor ve bu grupların Suriye ordusuna entegrasyonunu istemiyor. Şam’da 10 Mart’ta imzalanan sekiz maddelik anlaşma, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu öngörse de, anlaşmanın uygulanması aşamasında ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıktı.
Geçtiğimiz Ekim ayında da benzer şekilde şiddetli çatışmalar yaşanmış, bu da bölgedeki ateşkes sürecini kırmıştı. Uzmanlar, Halep’teki son gelişmelerin, kuzey ve doğu Suriye’nin istikrarını daha da tehdit ettiğini belirtiyor.
Gelişmeler, hem bölgesel hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.