
Avustralya’nın tropikal ormanlarının gölgesinde yaşayan Dendrocnide moroides isimli Gympie‑Gympie bitkisi, insan cildine dokunduğunda elektrik çarpmasıyla yanma hissinin bir araya geldiği bir acı şiddeti yaratıyor. Bu acı, sadece birkaç saat sürmek yerine haftalarca, hatta aylarca aralıklarla kendini tekrarlayabilir ve bazı vakalarda mağdurları psikolojik çöküntüye sürükleyebilmektedir.

19. yüzyılın ortalarında, bir İngiliz mühendisinin atı bu bitkiye temas ettikten kısa bir süre içinde ölümüyle ilgili raporlar, Gympie‑Gympie’nin ölümcül etkilerini gözler önüne serdi. 1940’lı yıllarda ise II. Dünya Savaşı sırasında Avustralya’da görev yapan bir asker, aynı bitkiye dokunduktan sonra “yanıcı bir ateşin içinden geçiyormuş gibi” bir ağrıya maruz kaldı; bu acı, askerinin ruh sağlığını bozarak uzun vadeli travmalara yol açtı. Bazı anlatımlarda, bu ağrının dayanılmaz olması nedeniyle bazı kişilerin intihara sürüklendiği iddia edilmektedir.
Gympie‑Gympie’nin yüzeyi, çıplak gözle fark edilmesi zor, mikroskobik iğnelerle kaplıdır. Bu iğneler, temas anında trikolitin adı verilen güçlü bir nörotoksin serbest bırakır. Zehir, sinir uçlarına bağlanarak ağrı sinyallerini sürekli olarak beyne iletir. İlginç bir özellik olarak, iğneler ciltte uzun süre kalabilir ve su, terleme ya da ani sıcaklık değişimleri sırasında tekrar zehir salgılayabilir; bu da ilk temasın üzerinden günler, haftalar geçse bile ağrının yeniden alevlenmesine neden olur.
Bu kadar tehlikeli bir organizma, doğal ortamının dışına çıkarıldığında özel güvenlik önlemleri gerektirir. İngiltere’nin ünlü botanik bahçelerinden birinde, Gympie‑Gympie kalın, darbelere dayanıklı güvenlik camları ardına yerleştirildi; sadece eğitimli botanikçiler ve kimya uzmanları bu camların arkasından bakım yapabiliyor. Türkiye’deki bazı büyük botanik bahçeleri de bu örnekten hareketle benzer koruma sistemleri kurmayı planlıyor.
Gympie‑Gympie, sadece bir botanik merak konusu olmaktan öte, doğanın insan üzerindeki gizli tehlikelerinin somut bir örneği olarak kabul ediliyor. Bilim insanları, zehirin moleküler yapısını daha iyi anlamak ve potansiyel tıbbi uygulamalarını keşfetmek için araştırmalar yürütüyor. Ancak şu an için tek kesin çözüm, bitkiye temastan kaçınmak ve mevcut koruma protokollerine sıkı sıkıya uymaktır.