
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2026 yılı asgari ücretini %27 artışla net 28.075 TL olarak açıkladı. Bakan, bu artışın enflasyonun düşüş trendi ve verimliliğin artışıyla uyumlu olduğunu vurguladı. “İstihdamı artırmak, kayıt dışılıkla mücadele etmek ve kalıcı sosyal refah sağlamak” hedeflerinin bu rakamla destekleneceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Enflasyonun düştüğü, verimliliğin yükseldiği bir ortamda, 28.075 TL’lik asgari ücret ve devlet desteği çalışanlar ile işverenler için hayırlı olsun.”
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: “Asgari ücret sadaka değil, alın teridir. Açıklanan rakam alın terinin karşılığı olmamıştır!”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: “Hayat pahalılığı karşısında asgari ücret en az 45.000 TL olmalıdır. Bu bir lütuf değil, çalışanların ayakta kalabilmesi için asgari bir şarttır.”
Gelecek Partisi: “28.075 TL asgari ücret; iktidarın yoksulluğu resmileştirdiği rakamdır!”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Açlık sınırının altında bir asgari ücret, milyonları açlığa mahkum eder. Emeğin ve alın terinin tokatına hazır olun.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek: “Açlık sınırına bile yetişemeyen bir artış, ücret artışı değildir. Millet sizin alay konunuz mu?”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu: “Milyonların umutla beklediği 2026 asgari ücret maratonu yine hüsranla sonuçlandı. %27 zamla 28.075 TL!”
CHP Sözcüsü Zeynel Emre: “Bu rakam ne enflasyonla, ne kira ile, ne de mutfak masraflarıyla örtüşmüyor. Asgari ücret, insanca yaşam düzeyine çıkarılmalı. CHP’nin önerisi en az 39.000 TL’dir.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu: “Bu bir artış değil, yoksulluğun meşrulaştırılmasıdır. Açlık sınırının altında kalması, milyonların hayatına dalga geçmektir.”
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: “28.075 TL asgari ücret, gerçek geçim sıkıntısının yanından bile geçmiyor. CHP’nin net önerisi 39.000 TL’dir. İktidar değiştiğinde hak ettiklerini alacaklar.”
Uzmanlar, %27’lik artışın enflasyonun hâlen yüksek seviyelerde seyretmesi ve gıda fiyatlarındaki artışla birlikte reel alım gücünü yeterince koruyamayabileceğini belirtiyor. “Asgari ücretin 2026 yılında da açlık sınırının altında kalması, düşük gelirli hanehalklarının borçlanma riskini artırır” şeklinde uyarıda bulunan ekonomi analistleri, iktidarın vergi politikaları ve kamu harcamaları üzerinden dengeyi sağlaması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, işveren temsilcileri, %27’lik artışın işletme maliyetlerini yükselteceğini, özellikle KOBİ’lerin istihdam planlarını gözden geçirmesine yol açabileceğini ifade ediyor. Bu durumun iş gücü piyasasında esnekliğe ve yeni istihdam politikalarına ihtiyaç duyulacağını gösterdiği belirtiliyor.
Sonuç olarak, 2026 asgari ücretinin açıklanması, sadece bir sayısal artış değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik yönelimi, sosyal adalet tartışması ve siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.