
ABD Adalet Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamayla 30 bin yeni belgeyi erişime sundu. Bakanlığın resmi açıklamasına göre, bu belgeler Epstein’in finansal ağını, ilişkilerini ve soruşturma sürecinde toplanan kanıtları içermektedir. “Bu belgelerin bazıları, 2020 seçimlerinden hemen önce FBI’a sunulan Başkan Donald Trump aleyhinde yapılan gerçek dışı ve sansasyonel iddialar içeriyor.” ifadesiyle belgelerin içeriğine dikkat çekildi.

Yeni dosyalarda, Epstein’in finansal destekçileri, uluslararası seyahat kayıtları ve yüksek profilli davetlilerin isimleri yer alıyor. Özellikle Trump’a yönelik iddiaların bulunduğu sayfalar, 2020 seçim kampanyası sırasında hazırlanmış raporları ve FBI’a iletilen şikayetleri barındırıyor. Belgeler, bu iddiaların “gerçek dışı” olduğunu ve “eğer bir doğruluk payı olsaydı, kesinlikle Başkan Trump’a karşı silah olarak kullanılmış olurdu” şeklinde bir açıklama içeriyor.
Bu açıklama, hem ABD iç politikasında hem de uluslararası alanda geniş yankı buldu. Demokrasi yanlıları, bu belgelerin seçmenleri yanıltma amacı taşıyabileceğini ve seçim sürecine müdahale riskini vurgularken, Cumhuriyetçi kesim ise belgelerin “politik bir oyun” olduğuna işaret etti. FBI ve Adalet Bakanlığı yetkilileri, belgelerin doğruluğu ve kullanılabilirliği konusunda hâlen inceleme yürüttüklerini belirtti.
Uzmanlar, bu belgelerin mahkeme süreçlerinde kanıt olarak kullanılmasının mümkün olabileceğini, ancak hukuki sürecin uzun ve karmaşık olacağını öngörüyor. Ayrıca, “Bu tür büyük çaplı belgeler, kamuoyu baskısını artırarak daha şeffaf bir soruşturma talebini doğurabilir.” şeklinde yorum yapan bir anayasa hukukçusu, Kongre’nin de bu konuda denetim yapması gerektiğini vurguladı.
Bu gelişmeler ışığında, Epstein davasının yeni bir aşamaya girdiği ve hem ABD iç politikasını hem de uluslararası ilişkileri etkileyecek potansiyele sahip olduğu açıkça görülüyor.