
Giden Gelmez Dağları, Akseki (Antalya) ile Seydişehir (Konya) arasındaki sınırda yer alır ve bölge kırık, keskin ve adeta bir labirent gibi kayalık yapılarla doludur. Keskin kayalık çukurlar ve obruklar çoğu zaman 100 metreyi aşan derinliklere ulaşır; bazıları ise dik bir çöküntü hâlinde, yürüyenleri aniden aşağıya savurabilecek bir tehlike barındırır.
Jeologlar, bu bölgenin kireçtaşı ve bazaltik kayaların uzun süredir su ve buz erozyonu sonucu şekillendiğini belirtiyor. Özellikle kış aylarında kar biriktiğinde, iki kayalık arasında oluşan buz tabakaları kaymayı artırıyor ve “giden gelmez” adının da kaynağı bu riskli ortam oluyor.
Yöre halkı, dağların “giden gelmez” ismini, bir zamanlar bu kayalıklara düşen ve geri dönemeyen yolcuların ruhlarından aldığını söyler. Bölgeye dair anlatılan efsanelerde, geceleri kayaların içinden gelen fısıltılar ve aniden ortaya çıkan sis perdesi, ziyaretçileri ürkütürken aynı zamanda merak uyandırır.
Mustafa Ünal, bölgenin en tanınmış doğa rehberlerinden biri olarak, yıllardır Giden Gelmez Dağları’nı keşfediyor. Ünal, “Dağların %75’i Akseki sınırında, geri kalanı ise Seydişehir’de. Burada derin çukurlar o kadar çok ki, iki kayanın arasına kar bastığında bir adım atmanız ölümcül bir risk taşıyor” diye açıklıyor.
Ünal ayrıca bölgenin zengin yaban hayatına değiniyor: “Ayılar, dağ keçileri, kurt, domuz, vaşak ve tilki gibi birçok tür burada yaşıyor. Ortalama rakım 2 000‑2 200 metre, arazi ise engebeli ve kayalık.”
Giden Gelmez Dağları, sadece dağcıların değil, aynı zamanda macera turizmi meraklılarının da ilgisini çekiyor. Ancak tehlikeli koşullar, yetkililerin bölgeye yönelik uyarı levhaları ve zorunlu rehberli turlar uygulamasına yol açtı. Yerel işletmeler, dağın çevresinde konaklama ve rehberlik hizmetleri sunarak bölge ekonomisine katkı sağlıyor.

Bu fotoğraf, dağın en korkutucu uçurumlarından birini ve aşağıya doğru uzanan kayalık duvarları gözler önüne seriyor. Görüntüler, bölgenin hem doğal güzelliğini hem de tehlikesini bir arada sunuyor.
Yerel yönetimler, bölgenin doğal yapısını korurken aynı zamanda sürdürülebilir turizmi teşvik etmeye çalışıyor. Çevre koruma projeleri ve eğitim programlarıyla, dağın ekosistemi ve jeolojik zenginlikleri gelecek nesillere aktarılacak.