
Papa XIV. Leo, Aziz Petrus Bazilikası’nda binlerce katılımcının önünde yaptığı ilk Noel vaazında, İsa’nın ahırda doğuşunu “Tanrı’nın kırılgan çadırını insanların arasına kurması” olarak nitelendirerek, modern dünyanın kırılgan ve acil ihtiyaçlarını vurguladı. Gazze‘de haftalarca yağmur, rüzgar ve soğuğa maruz kalan çadırların durumunu “Haftalardır yağmura, rüzgâra ve soğuğa maruz kalan Gazze’deki çadırları bu günde nasıl düşünmeyiz?” diyerek sorguladı.

Vaazda Papa, savaşların getirdiği yıkıma ve evsiz kalan insanlara olan etkisine geniş yer ayırdı. “Devam eden ya da sona ermiş savaşların sınadığı halklar, geride enkaz ve açık yaralar bırakıyor. Ön saflarda silahlanmaya zorlanan gençlerin zihinleri ve hayatları kırılgandır” şeklindeki sözleriyle, genç nesillerin savaşın gölgesinde büyümesinin uzun vadeli tehlikelerini ortaya koydu. Gazze’deki sivillerin yanı sıra, Ukrayna, Sudan, Mali ve Myanmar’daki çatışma bölgelerindeki acıların da benzer bir çerçevede ele alındığını belirtti.
Papa Leo, Amerika kıtasını boydan boya kat eden göçmen akınına da değinerek, “Yoksullara ve yabancılara yardım etmemek, Tanrı’yı reddetmekle eşdeğerdir” diyerek, göçmen politikalarının ahlaki sorumluluğunu vurguladı. Donald Trump’ın göçmen karşıtı tutumlarını eleştirirken, tüm ülkelerin insanlık onurunu koruyan bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini belirtti.
Bazilikanın balkonundan yapılan geleneksel “Şehre ve Dünyaya” (Urbi et Orbi) konuşmasında, Papa Leo Ukrayna’nın “şiddetle azap çektiğini” ifade etti ve tarafları uluslararası toplumun desteğiyle diyaloğa davet etti. Sudan, Mali ve Myanmar’daki krizlere de değinen Papa, barışın yalnızca askeri ateşkesle değil, sürdürülebilir siyasi diyalogla sağlanabileceğini vurguladı.
Türkiye’den farklı bir coğrafyada, Tayland ile Kamboçya sınırında üçüncü haftasına giren ve en az 80 kişinin hayatını kaybettiği çatışmalara da değinen Papa, bu bölgenin “kadim dostluğun yeniden tesis edilmesi ve barış için çalışılması” gerektiğini hatırlattı. Bu örnek, dünyanın farklı köşelerinde devam eden şiddetin, evrensel bir barış mesajının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.
Vazgeçilemez bir insanlık dramına tanıklık eden Papa XIV. Leo, tüm din, millet ve ırkların ortak bir sorumluluk taşıdığını hatırlatarak, “Dünya barışı sadece bir hayal değil, her birimizin eylemiyle gerçeğe dönüşebilir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.