
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, resmi adıyla 11. Yargı Paketi, TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla yasalaştı. Paketin temel amacı, uzun süredir tutuklu kalan kişilerin hâlihazırdaki koşullara uygun olarak yeniden topluma entegrasyonunu sağlamak. Bu çerçevede, Aydın İlinde bulunan Aydın Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda tahliye süreci hızla başlatıldı.

Gökhan Uyal serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Vallahi çok mutluyuz, devletimize teşekkür ederim, var olsun.“
Bir diğer aile üyesi Ramazan Eren Sarıçiçek, babasının serbest kalmasının aile içinde yarattığı sevinci şöyle anlattı: “Babam bir ay kapalıda yattı, üç aydır içerideydi. Kararı çıkaran Cumhurbaşkanımıza en başta saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. Rabbim kimseyi ayrılıkla sınamasın.“
Aliye Sarıçiçek ise cezaevi sürecinin aileler üzerindeki ağır yüküne değinerek, “Devletimize bu imkanı tanıdığı için teşekkür ederiz. Burası gerçekten mezardan önceki son durak gibi. Allah kimseyi düşürmesin.” dedi.
Emrah Aktaş, yeni bir hayata adım atmanın getirdiği umutları şöyle paylaştı: “Bugünlere kavuştuk. Bundan sonrası normal hayatımıza devam edeceğiz. Toplumda potansiyel suçlu olarak görülmek bizi rahatsız ediyor, ama burada çok iyi insanlar da var. İnşallah tekrarı olmaz.“
Uzmanlar, bu tür tahliyelerin asayiş ve sosyal entegrasyon açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Yargı paketinin uygulanmasıyla birlikte, serbest bırakılan kişilerin yeniden iş hayatına ve topluma kazandırılması, hem bireysel hem de kamusal düzeyde pozitif bir etki yaratabilir. Ancak, ailelerin ve mahalli güvenlik birimlerinin birlikte çalışarak olası riskleri önceden tespit etmesi önem taşıyor.
Aydın’da tahliyelerin devam etmesiyle, diğer illerde de benzer adımların atılması bekleniyor. Yerel yönetimler, rehabilitasyon programları ve iş olanakları konusunda iş birliği yaparak, serbest kalanların topluma sorunsuz bir şekilde entegre olmasını hedefliyor. Bu süreç, Türkiye genelinde yürütülen ceza reformları kapsamında önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.