
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde, Aydın İl Jandarma Komutanlığı’nın ‘Anadolu Mirası’ adını verdiği büyük çaplı bir operasyon düzenlendi. Bu yasa, ülkemizin arkeolojik ve tarihî değerlerini korumak, kaçak kazı ve satışı engellemek amacıyla 1979’da yürürlüğe girmiştir. Yasa kapsamında yapılan denetimler, özellikle kırsal bölgelerdeki tarihi sit alanları ve mülkiyetlerde yoğunlaşmaktadır.
Sabahın erken saatlerinde, Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Sarıkemer Mahallesi’nde bulunan S.B. adlı şahsın ikamet ettiği evde jandarma ekipleri tarafından planlı bir baskın gerçekleştirildi. Operasyon, iki ayrı jandarma birimi – Aydın İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ve Söke İlçe Jandarma Komutanlığı – tarafından koordine edilerek, bölgedeki kültürel miras kaçakçılığına yönelik uzun süredir yürütülen bir soruşturmanın son adımı niteliğini taşıdı.
Gözaltına alınan S.B.’nin evinde, Roma dönemina ait iki adet pithos (gri gövde, genellikle tahıl ve şarap saklamak için kullanılan büyük çömlek), Neolitik döneme ait bir kaide (plint) taşı ve aynı döneme ait bir korint başlığı taşı bulundu. Bu eserler, arkeolojik değerleri yüksek, bölgenin tarihî dokusuna ışık tutan nadir buluntular arasında yer alıyor. Eserler, Aydın Arkeoloji Müzesi’ne teslim edilerek uzmanlar tarafından incelenmeye alındı.

S.B., baskın sırasında jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Sorgulama sürecinde, kaçak kazı ve satışıyla ilgili daha geniş bir çetenin varlığına dair ipuçları ortaya çıkması bekleniyor. Yetkililer, elde edilen bulgular ışığında bölgedeki diğer potansiyel kaçak kazı alanlarını da taramaya başlayacaklarını belirtti.
Operasyon sonrası bölge sakinleri, kültürel mirasın korunması gerektiği yönünde ortak bir ses yükseltti. “Bu tür eserler, sadece tarihimiz değil, aynı zamanda turizm potansiyelimiz için de büyük bir değer taşıyor. Yetkililerin bu konudaki hassasiyeti takdire şayan,” şeklinde yorum yapan vatandaşlar, jandarmanın başarılı müdahalesini takdir etti.
Uzmanlar, Aydın ve çevresinde benzer kaçak kazıların hâlâ devam edebileceği uyarısında bulunarak, kültür ve turizm bakanlığının denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, yerel halkın bilinçlendirilmesi ve tarihî eserlerin yasal yollarla korunması için eğitim programlarının artırılması öneriliyor.