
Tokat’ın Topçam Mahallesi, Akşemsettin Caddesi’nde 29 Mart 2025 tarihinde meydana gelen olay, bir motosiklet kazası ihbarı üzerine gelen ekiplerin iki yaralıyı bulmasıyla başladı. Hatice Yalman acil müdahalelere rağmen kurtarılamadı, Mustafa Koç ise yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
Yapılan otopsi ve adli incelemeler, Yalman’ın vücudunda kazanın dışındaki darp izlerinin bulunduğunu ortaya koydu. Olay yerinde, 400 metre uzaktaki Hazine Deresi kenarında bulunan kanlı taşlar, kan izinin Yalman’a ait olduğu kanıtıyla birlikte cinayet soruşturması başlatıldı.

İddialara göre, Yalman olaydan iki saat önce bir markette yardım işareti (iki parmak) yapmış ve bu durum polis raporunda da yer alıyordu. Bu durum, savunmadaki “bayıldı sandım” iddiasının güvenilirliğini sorgulattı.
Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, Mustafa Koç “Nitelikli kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Koç’un avukatı, müvekkilinin “alkollü olduğu, aldatma meselesi yüzünden tartışma çıktığı” ve olayın bir kaza olduğunu savundu.
Koç’un savunmasında sıkça tekrarladığı “bayıldı sandım” ifadesi, mahkeme heyeti ve kamuoyu tarafından eleştirildi. Avukatının mahkeme salonunda yaptığı uzun açıklama, olayın kronolojisini dakikalarca uzatarak dinleyicileri yorgun bıraktı.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı, Koç ve yedi kişi üzerine kasıtlı öldürme ve delileri yok etme suçlamalarıyla dava açtı. Diğer yedi şüpheli, adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı; ancak soruşturma hâlâ devam ediyor.
Mahkeme, davanın 13 Şubat 2026 tarihine ertelendiğini ve bu süreçte yeni tanık ifadeleri ile teknik incelemelerin yapılacağını belirtti.
Yalman’ın babası Duran Yalman, mahkemede “Mustafa Koç’un çocuğumu öldürdüğünü” ve “ömrüm bitene kadar davacı olacağımı” dile getirerek duygusal bir açıklama yaptı. Avukatı Selinay Arslan ise, “Hatice Yalman’ın ölümünün bir kaza değil, planlı bir cinayet olduğunu” ve mağdurun iki saat önce yaptığı yardım işaretinin göz ardı edildiğini vurguladı.
Bu ifadeler, sosyal medyada ve yerel basında geniş yankı buldu; birçok vatandaş “adaletin tecelli etmesi” ve “kadın şiddetine kesin bir son verilmesi” talep ediyor.
Olay, Tokat’taki kadın güvenliği ve yardım işareti konusundaki eksik uygulamaları yeniden gündeme getirdi. Yerel STK’lar, “acil yardım işaretlerinin resmi olarak tanınması ve eğitimlerle desteklenmesi” talep ediyor.
Ayrıca, olayın ardından bölgede polis ve sağlık ekiplerinin müdahale protokollerinin gözden geçirilmesi yönünde çağrılar yapıldı. Uzmanlar, benzer vakaların önlenmesi için “dijital izleme ve hızlı acil yardım sistemlerinin entegrasyonu” gerektiğini belirtiyor.
13 Şubat 2026’da yapılacak ikinci duruşma, hem savunma hem de savcılık tarafından yeni delillerin sunulmasıyla kritik bir aşama olacak. Uzman yorumları, “Koç’un savunmasının tutarlılığı ve Yalman’ın yardım işaretinin belgelenmesi, davanın seyrini belirleyecek” şeklinde.
Bu süreçte kamuoyunun ve medyanın gözetimi, davanın şeffaf ve adil bir şekilde sonuçlanması için büyük önem taşıyor.