
Destici, partisinin Olağan İl Kongresi kapsamında Adıyaman’da, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Konferans Salonu’nda bir araya gelen delegeler önünde konuşmasını İstiklal Marşı okunması ve merhum Büyük Birlik Partisi Kurucusu Muhsin Yazıcıoğlu’nun anılmasıyla başlattı. Bu tören, BBP’nin tarihî köklerine ve milli değerlerine vurgu yapması açısından önem taşıdı.

Konuşma sırasında Destici, sanatçı Gülben Ergen’in Adıyaman’da bir etkinlikte halka halay çekerken gösterdiği tutumu eleştirdi. “Tesettürlü bir kadının elini tutmak yerine açık giyimli bir kadını tercih etmesi, toplumsal değerlerimizle bağdaşmıyor” diyerek bu davranışı ahlaki bir sorun olarak nitelendirdi. Bu eleştiri, parti içinde “geleneksel değerlerin korunması” söyleminin bir yansıması olarak değerlendirildi.
Destici, Türkiye’nin mevcut ekonomik sıkıntılarının temel sebebinin PKK terör örgütü ve bu örgütü destekleyen “emperyalist güçler” olduğunu savundu. Konuşmada şu rakamları verdi:
2 trilyon dolar üzerinden 40 yıldır terörle mücadeleye harcanan bütçe, 100 milyar dolar ise deprem sonrası yapılan harcamaları temsil ediyor. Bu tutar, Türkiye’nin 550 milyar dolar civarında olan toplam borcunun dört katı kadar. Destici, “Eğer bu para ekonomiye yönelseydi, savunma sanayi, gıda, enerji ve sağlık gibi sektörlerde çok daha büyük yatırımlar yapılabilirdi” şeklinde bir senaryo sundu.
Bu bağlamda, “Türkiye’nin cari açığı değil, cari fazlası veren bir ülke olması” gerektiğini vurguladı. Terör harcamalarının ekonomiyi nasıl boğduğunu örneklerle açıklayan Destici, “Terörsüz bir Türkiye, refahın ve yatırımın artacağı bir ülke olacaktır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Destici’nin en çarpıcı iddiası ise PKK’nın Suriye’nin üçte birini kontrol etmek istediği yönündeydi. Şöyle açıkladı:
“Amerika, İsrail ve diğer Batılı güçler PKK’nın bu bölgeyi ele geçirmesine göz yumuyor. PKK, burada bir devlet kurmayı amaçlıyor; bu da bizim bölgesel egemenliğimizi tehdit ediyor.”
Destici, “İsrail’in bölgemizdeki katliamları, ABD’nin desteğiyle devam eden bu tehditlerin bir parçasıdır” diyerek, PKK‑SDG bağlantısını da uluslararası güçlerle ilişkilendirdi. Bu söylem, Türkiye’nin dış politikada “güvenlik temelli” bir tutum benimsemesi gerektiğine dair parti içinde bir uyarı niteliğinde görülüyor.
Destici’nin konuşması, BBP’nin hem iç politikada “aile değerleri”, hem dış politikada “güvenlik ve egemenlik” vurgusunu birleştiriyor. Terörle mücadeleyi ekonomik büyümenin önündeki en büyük engel olarak tanımlaması, partinin seçim kampanyasında kullanabileceği güçlü bir retorik olarak karşımıza çıkıyor. PKK’nın Suriye’deki iddia edilen hedefi ise bölgesel istikrar üzerine yeni bir tartışma başlatabilir.