
İstanbul Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, şehirdeki yağış eksikliğini tek bir faktöre bağladı: kapalı dereler ve yoğun doğal gaz kullanımıyla ortaya çıkan ısı adaları. Bu ısı adaları, bulutların şehre yaklaştığında erimesine, dolayısıyla yağmurun düşmemesine neden oluyor. Uzman, “İstanbul’daki yaklaşık 4,5 milyon konut ve işyeri aynı anda doğal gaz yaktığında, şehrin havasını ısıtıyoruz ve yağmur bulutlarının yağmasını engelliyoruz” dedi.

İSKİ’nin verilerine göre, İstanbul’da barajların doluluk oranları %17 seviyelerine kadar geriledi. Artan nüfus, bilinçsiz su tüketimi, bozuk musluklar, kapatılan dereler ve küresel ısınma gibi bir dizi etken su kıtlığını tetikliyor. Şehirdeki bozuk musluk sayısının 2 milyon olduğu tahmin edilir; her bir bozuk musluk ayda ortalama 750 litre su kaybına yol açıyor. Ayrıca, yılda yaklaşık 5 milyon kayıtlı araç, yıkama işlemiyle büyük miktarda su tüketiyor.
Çetintaş, sorunun çözümü için bir dizi öneri sundu:
1. Deniz Suyu Arıtma Tesisleri: Papuçdere ve Kazandere barajları, Karadeniz’in düşük tuzluluk oranı sayesinde deniz suyunun ekonomik olarak arıtılabileceği ideal noktalardır.
2. Bozuk Musluk Kampanyası: İSKİ’nin “musluk bizden” kampanyasıyla bozuk muslukların tamir edilmesi, yıllık su kaybının %30‑40’ını önleyebilir.
3. Bulut Tohumlama: Gümüş iyodür ve diğer kimyasallar kullanılarak bulut tohumlama yapılması, kurak dönemlerde yağmur yağdırma şansını artırabilir.
4. Sifonlu Tuvaletlerde Su Tasarrufu: Tuvalet sifonlarına 2 litre su şişesi eklenerek her çekişte harcanan su miktarı azaltılabilir.
Çetintaş, “İstanbul’da su sorunu hiçbir zaman tam anlamıyla bitmeyecek; ancak çözümler de mevcut” diyerek, “Her an susuzlukla karşı karşıya kalmanın eşiğindeyiz” uyarısında bulundu. Geçmişte şehirde 123 dere bulunurken, bugün bu derelerin büyük bir kısmı ya yok edildi ya da üzerlerinden yol geçildi. Yağmur sularının %70’i artık denizlere akıyor; oysa eskiden bu sular barajlara yönlendiriliyordu. Uzman, “Yağmurun barajları doldurması için 28 gün kesintisiz yağması, 10 gün yoğun kar yağışı ise kritik öneme sahip” şeklinde bir zaman çerçevesi belirtti.
Bu önerilerin hayata geçirilmesi, İstanbul’un su krizini hafifletmekle kalmayıp, iklim değişikliğinin şehir üzerindeki etkilerini de azaltacaktır.