
Japonya’da geyşalar sadece bir eğlence unsuru değil, aynı zamanda çok yönlü sanatçılar olarak kabul edilir. Kyoto Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden tarihçi Dr. Yuhei Yimba, “Geyşalar partilere, akşam yemeklerine katılır, sake ikram eder ve çeşitli sanat dallarında icra yaparlar” şeklinde tanımlamıştır. “Sanatçıyız, dans, enstrüman çalma ve konuşma sanatı gibi birçok alanda eğitim alırız” diyen Mineko Awasaki, bu mesleğin iki temel karakterden oluştuğunu – “Gei” (sanat) ve “Cha” (insan) – vurgulamıştır.
1930’lu yılların başında Japonya’da yaklaşık 1.800 geyşa bulunmaktaydı; bunların bir kısmı Osaka’nın Nanshi Gokugai bölgesinde yoğunlaşmıştı. Dr. Yuhei, “Görünüşleri çok gösterişli olsa da çoğu borç içinde yaşıyordu; borçlarını sadece evlerine geri ödeyebiliyorlardı” demiştir. Borçlarını ödeyemeyen geyşalar ise seks işçiliğine yönelmek zorunda kalabiliyor, bu da mesleğin sosyal damgalanmasını daha da derinleştiriyordu.
Geyşalarla randevu almak için “kenban” adlı bağımsız bürolar kullanılıyordu. 1930’ların ortalarında Suksaburo Sakaguchi, bu büroları tek bir şirket altında topladı ve Nanchi Kenban adıyla bir tekel oluşturdu. Bu durum, geyşaların iş güvenliğini ve yaş ilerledikçe iş garantisini azaltarak haklarını kısıtladı. Bu gelişmeler üzerine, Osaka’da bir geyşa evi işleten Tomi Ando, 1936’da geyşalar için bir sendika kurma girişiminde bulundu.
Şubat 1937’de, Nanshi Gokugai bölgesindeki yaklaşık 80 geyşa, Tomi Ando liderliğinde haklarını savunmak amacıyla bir eyleme karar verdi. Dr. Yuhei Yamba, “26 Şubat sabahı geyşalar, Shige Dağı’na tırmandı ve burada bir hafta boyunca oturma eylemi gerçekleştirdi” şeklinde anlattı. Grev, New York Times ve birçok uluslararası gazete tarafından haberleştirildi.

Shige Dağı’nın zirvesi ile çalışılan bölge arasında bir teleferik bulunması, geyşaların hem ulaşımını kolaylaştırıyor hem de tapınağın manevi bir sığınak işlevi görmesini sağlıyordu. Geyşalar, bir hafta boyunca tapınağın rahipleriyle müzakereler yürüttü; bazıları dışarı çıkıp ara vermek zorunda kaldı. Rahipler, grevin süresinin Bishamon (cesaret tanrısı) ibadetine zarar vermesinden endişe ederek arabuluculuk teklif etti.
Geyşaların temel talepleri şunlardı: sendikalarının resmi tanınması ve kendi randevu ofislerini işletme hakkı. Bir hafta süren eylem sonunda, yöneticilerle bir anlaşmaya varıldı; ancak Tomi Ando, resmi bir pozisyona getirilemedi ve yeni şirkette görev alamadı. Grev, Osaka’daki geyşaların çalışma koşullarını iyileştirmiş, ülke çapında benzer hak mücadelelerine ilham kaynağı olmuştur.
Bu tarihi grev, Japonya’da kadın işçilerin ve özellikle geyşaların hak arayışında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Grevin ardından, 1940’larda daha fazla geyşa sendikası kuruldu ve devlet de bazı düzenlemeler getirmeye başladı. Bugün, modern Japonya’da geyşalar hâlâ kültürel bir miras unsuru olsa da, geçmişteki bu mücadele onların sosyal konumunu yeniden şekillendirmiştir.