
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi‘nin mali işlemlerini inceleyen kapsamlı bir soruşturma yürütüyor. “Zimmet” olarak adlandırılan usulsüzlük iddiaları, kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve şehir yöneticileri arasında köprü kuran bir ağa işaret ediyor. Bu süreçte, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu gibi tanınmış isimler de şüpheli konumuna alındı.

Savcılık, kooperatifteki mali hareketlerin incelenmesi için bir dizi bilirkişi raporu hazırlattı. Raporda, yedi şüpheli hakkında gözaltı kararı alındığı ve ardından bu kişilerin İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi’ne sevk edildiği belirtildi. Gözaltı süreçleri tamamlandıktan sonra, şüpheliler adliyeye sevk edildi ve tutuklama talebi sulh ceza hakimliğine sunuldu.
Toplamda dokuz kişi savcılıkta ifade verdi; bu kişiler arasında Şenol Aslanoğlu ve İzmir İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi dört kişi de bulunuyor. Diğer dört şüpheli için ise adli kontrol talep edildi.
Başsavcılık, 27 Aralık tarihinde 11 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdiğini duyurdu. Bu karar çerçevesinde, aralarında Aslanoğlu ve kooperatif yöneticilerinin de bulunduğu dokuz kişi gözaltına alındı. Firari olduğu tespit edilen iki şüpheli hâlen yakalanmaya çalışılıyor.
Özellikle Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya tutuklu bulunurken, Şenol Aslanoğlu 14 Ekim tarihinde tahliye edildi. Tutuklu yargılanan bu iki isim, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla ifade vermeye devam ediyor. Bu durum, hem yerel hem de ulusal basında geniş yankı buldu.
Bu gelişmeler, İzmir’deki yolsuzlukla mücadele politikalarının ne kadar kapsamlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kooperatif gibi kamu-özel ortaklıkları, denetim mekanizmalarının eksikliği nedeniyle zaman zaman şeffaflık sorunlarıyla karşılaşabiliyor. “İzmir’in yönetimindeki güven krizi” ifadesi, birçok analistin ve vatandaşın ortak görüşü hâline geldi.
Öte yandan, bu davanın seyrinin siyasi partiler arasındaki rekabeti de etkileyebileceği düşünülüyor. CHP içinde ve dışında bu olayın nasıl yorumlanacağı, yaklaşan yerel seçimler öncesinde partilerin stratejilerini şekillendirebilir.
Mahkemenin tutuklama talebini kabul edip etmeyeceği, davanın seyrinde kritik bir adım olacak. Eğer tutuklamalar gerçekleşirse, yargı sürecinin uzun vadeli politik etkileri daha belirgin hâle gelecek. Ayrıca, firari şüphelilerin yakalanması ve adli süreçlerin tamamlanması, İzmir’deki yolsuzlukla mücadeleye dair toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesinde önemli bir kilometre taşı olacak.