
1 Ocak itibarıyla Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin dönemi Kıbrıs Cumhuriyeti’ne devrediyor. Bu tarih, AB’nin doğu sınırındaki ilk dönemi Kıbrıs’ın üstlenmesi bakımından tarihi bir kilometre taşı olarak görülüyor. Kıbrıs, ikiye bölünmüş bir adanın zorlu tarihî mirasını ve bölgesel jeopolitik risklerini AB içinde temsil etme sorumluluğunu taşıyacak.

Kıbrıs’ın AB Başkanlığı döneminde özerklik ve rekabet odaklı politika öncelik kazanacak. Yetkililer, Birliğin özerkliğini güçlendirmek, karar alma süreçlerinde daha hızlı ve etkili adımlar atmak istediklerini belirtiyor. Bunun yanında Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetleri, deniz yetki alanları ve çevresel sürdürülebilirlik konuları da gündemin üst sırasına çıkıyor.
Su kıtlığı ve kuraklık, adanın güney ve kuzey kesimlerinde giderek artan bir tehdit oluşturuyor. AB’nin su yönetimi politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadele planları, Kıbrıs’ın başkanlık döneminde detaylı bir şekilde ele alınacak. Göç ise başka bir kritik başlık; Ortadoğu ve Afrika’dan gelen mülteci akışları, AB’nin ortak göç politikalarını yeniden şekillendirmesini zorunlu kılıyor.
AB üyesi bir ülke olarak Kıbrıs, Eurostat verilerine göre yaklaşık bir milyon nüfusa sahip. Kişi başına düşen gelir AB ortalamasının altında seyrediyor ve ekonomik güç açısından AB’nin toplam GSYİH’sının %0,2’sini oluşturuyor. Bu göstergeler, yeni dönemde ekonomik reformlar ve yatırımların öncelik listesinde yer alacağını gösteriyor.
Kıbrıs’ın ardından İrlanda, yılın ikinci yarısında dönem başkanlığını devralacak. İrlanda’nın tarım, bütçe ve dijital dönüşüm odaklı politikaları, Kıbrıs’ın önceliklerine paralel bir biçimde AB’nin daha bütünleşik bir strateji izlemesine katkı sağlayacak.
Adanın kuzey kısmında sadece Türkiye’nin tanıdığı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” (KKTC) bulunuyor. Bu iki ayrı yönetim yapısının aynı AB başkanlığı çerçevesinde nasıl koordine edileceği, uluslararası diplomasi açısından da merak konusu. Uzmanlar, bu sürecin Kıbrıs sorununun çözümüne yeni bir ivme kazandırabileceğini, ancak aynı zamanda gerilimlerin de artabileceğini vurguluyor.
AB’nin bu yeni dönemde Kıbrıs’a verdiği sorumluluk, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte de AB’nin dış politikasına yön verecek bir adım olarak değerlendiriliyor. İlerleyen aylarda, Kıbrıs’ın AB içinde nasıl bir liderlik sergileyeceği, bölge güvenliği ve ekonomik entegrasyon açısından kritik önem taşıyor.