
Yeni infaz reformu Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan hükümlerin eşit şekilde infaz edilmesi ve şartlı salıverme imkanlarının genişletilmesi konularını bir adım daha ileri taşıyor. Tasarı, 10 yıl hapis cezası alan bir mahkumun, cezasının %50’sini cezaevinde geçirdikten sonra dışarıda kalan süresini tamamlayabilmesine ve hâlâ %50 cezasını çeken diğer mahkumların da benzer şekilde erken tahliye şansı bulmasına imkan tanıyacak.

Bu kapsamlı düzenlemenin hazırlanmasında AK Parti, MHP ve Adalet Bakanlığı bürokrasisi uzun süredir infazda eşitliğin sağlanması ihtiyacını vurguluyordu. Türkiye Gazetesi’nden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, tasarı bu yıl içinde Meclis gündemine alınacak ve üç aşamalı bir yol haritası çerçevesinde değerlendirilecek.
1. Aşama – Infaz Sürelerinin Eşitlenmesi: Şu anki sistemde adli suçlarda mahkumlar cezasının yarısını cezaevinde geçirdikten sonra, terör suçlarında dörtte üçe kadar, bazı suçlarda ise üçte ikiye kadar şartlı salıverme hakkına sahip. Yeni düzenleme, bu farklılıkları ortadan kaldırarak tüm suçlarda infaz süresinin yarıya indirilmesini hedefliyor.
2. Aşama – Gözlem Kurullarının Güçlendirilmesi: Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları’nın “iyi hâl” değerlendirmeleri daha şeffaf ve objektif bir yapıya kavuşturulacak. Kurullarda görev alacak psikolog, pedagojist ve psikiyatrist gibi uzmanların sayısı artırılacak, karar süreçleri ise bağımsız bir denetim mekanizmasıyla desteklenecek.
3. Aşama – Topluma Entegrasyon ve Takip: Şartlı salıverilen mahkumların topluma uyum sürecini kolaylaştırmak amacıyla mesleki eğitim, istihdam destekleri, aile danışmanlığı ve psikolojik rehabilitasyon programları oluşturulacak. Bu sayede geri dönüş oranları düşürülerek toplumsal güvenliğin artırılması amaçlanıyor.
Kadın, çocuk, anne‑baba, kardeş katilleri, taciz ve tecavüzcüler gibi toplum vicdanını derinden yaralayan suçlar için ise infaz süresi mevcut sistemden daha uzun tutulacak. Bu özel düzenleme, “adalet duygusunun zedelenmemesi” gerektiği görüşüyle savunuluyor.
Demokrasi ve Özgürlük Partisi (DEM) temsilcileri, Gözlem Kurullarının objektif değerlendirme yapmadığı yönündeki eleştirilerini sürdürürken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanlığı yetkilileri bu kurulların reformunun en kritik adım olduğunu vurguluyor. “Hukukun üstünlüğü ve adil infaz, toplumsal barışın temel taşlarıdır” şeklindeki açıklamaları, yeni yasanın siyasi önemini ortaya koyuyor.
Uzmanların tahminine göre, yeni düzenleme yürürlüğe girdiğinde 40 000‑50 000 mahkumun şartlı salıverme hakkını kullanması mümkün olacak. Bu da mevcut cezaevi nüfusunda %10‑12’lik bir azalmaya ve devlet bütçesinde önemli tasarruflara yol açabilir.
Özetle, infaz sistemindeki bu köklü değişiklik, hem mahkumların haklarını genişletmeyi hem de toplumsal güvenliği güçlendirmeyi hedefleyen çok yönlü bir reform paketi olarak karşımıza çıkıyor.
Umarım bu düzenleme gerçekten adil olur ve suçluların topluma yeniden entegrasyonuna yardımcı olur.