
Abdulvahap Göçer, 25 Aralık 2025 tarihli CHP Genel Merkezi yazısının ardından kendisine gönderilen tebligatı Çarşamba günü aldığını ve bu belgede “tedbirli kesin ihraç” talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini açıkladı. Göçer, parti tüzüğünün ilgili maddelerine dayanılarak kendisine bir disiplin prosedürü başlatıldığını, ancak bu sürecin bir onur meselesi olarak değerlendirilmesinin parti içi demokrasiye zarar verdiğini vurguladı.

Göçer, “Tek adam dayatmasına karşıyız” diyerek, parti içinde en ufak eleştirinin bile “samimiyet sorununu ortaya koymakta” ve ihraç tehdidiyle susturulduğunu belirtti. “Hak, hukuk, adalet ve demokrasi” sloganlarıyla meydanlarda seslenen bir parti üyesinin, içeride bu değerlerle çelişen bir tutumla karşılaşması, parti kimliğinin zedelenmesine yol açıyor.
Göçer, Malatya’da özellikle Veli Ağbaba’nın yakın çevresine göre görev dağılımının yapıldığını, halktan gelen ve sahada aktif olan isimlerin yerine bu çevrenin ön planda tutulduğunu iddia etti. Bu durumun, partinin “kucaklayıcı, çoğulcu ve büyüyen” yapısına ters düşen bir “az olsun, benim olsun” anlayışı yarattığını dile getirdi.
Göçer, ihraç kararının artık bir disiplin mekanizmasından çıkıp, cezalandırıcı bir kırbaç haline geldiğini, bu uygulamanın CHP’nin köklü değerleriyle bağdaşmadığını vurguladı. “İhraç edilsek dahi bu partinin iktidar olması için eleştirmeye devam edeceğiz” diyerek partiye olan bağlılığını yineledi.
Göçer, pazartesi günü muhtarlar ve meclis üyeleriyle bir araya gelerek yol haritası oluşturacağını, ancak hiçbir zaman başka bir partiye geçmeyi düşünmediğini belirtti. “Gönülden Cumhuriyet Halk Partilisiyiz” sözleri, parti içinde değişim çağrısının sürdüğünü gösteriyor.
CHP’de yaşananlar gerçekten üzücü. Parti içi demokrasinin böyle bir durumda olduğunu görmek istemezdim.