
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Erkut Çelebi, önümüzdeki dönemde 30 ürün için coğrafi işaret tescili başvurusu yapılacağını duyurdu. Çelebi, bu adımın bölgenin zengin mutfak kültürünü koruma ve yerel üreticilere yeni pazarlama fırsatları sunma hedefi taşıdığını vurguladı.
“Trabzon’un coğrafi işaretli 14 ürünü hâlihazırda tescilli ve 8 ürünümüz de başvuru aşamasında. Yaklaşık 60 civarında potansiyel ürünümüz var; bunların 30’u için bu yıl başvurulara başlayacağız,” diye ekledi.
Bu stratejik karar, ‘Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı’ kitabının yazarı Doç. Dr. Mehmet Akif Şen ve mutfak kültürü araştırmacısı Cannur Özkuyumcu’nun da katıldığı bir çalışma toplantısının sonucunda alındı.

Toplantıya TTSO Genel Sekreteri Ali Rıza Kul, Proje Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Cengizhan Sungurlu ve Türk Patent ve Marka Kurumu TTSO temsilcisi Emrah Kaba da katıldı. Katılımcılar, coğrafi işaretli ürünlerin ekonomik katma değerini artırmak, istihdam yaratmak ve bölgesel turizmi desteklemek için ortak bir yol haritası belirledi.
Mehmet Akif Şen, hazırladığı kitapta 18 ilçeden 437 kişiyle gerçekleştirdiği kapsamlı saha çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Şen, “Bölgemizin mutfak çeşitliliği, sadece lezzet açısından değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik açıdan da büyük bir potansiyele sahip” diyerek, coğrafi işaretlerin bu potansiyeli somut bir kazanca dönüştürebileceğini belirtti.
Çelebi, coğrafi işaret tescilinin yerel üreticilere sağladığı avantajları şöyle özetledi: marka güvenilirliği, yasal koruma, yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda rekabet gücünün artması ve özellikle turizm sezonunda ürünlerin tanıtımının daha etkili yapılabilmesi.
Uzmanlar, 30 yeni başvurunun onay alması durumunda Trabzon’un toplam coğrafi işaretli ürün sayısının 44’e çıkacağını ve bu sayının bölgenin yıllık katma değerine %15‑20 oranında ek katkı sağlayacağını tahmin ediyor. Ayrıca, tescilli ürünlerin etiketlenmesi ve paketlenmesi sürecinde yerel KOBİ’lere yeni iş fırsatları doğacağı vurgulandı.
Bu girişim, Trabzon’un sadece Karadeniz’in incisi olarak değil, aynı zamanda özgün ve korunan gastronomi markalarıyla da tanınan bir bölge olma yolundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.