
Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Gelsenkirchen şehrinde, Noel tatili sürecinde gerçekleşen soygunda hırsızların çaldığı para ve kıymetli eşyaların toplam değeri ilk tespitlerin çok ötesinde, 100 milyon euroyu aştı.

Soygunun en çok mağdur ettikleri, şehirde yaşayan göçmen kökenli vatandaşlar oldu; özellikle Türk kökenli 100‑150 kişi kişisel kasalarında değerli eşyalarını kaybetti. Bu mağdurlar, olay sonrası bir WhatsApp grubu kurarak 1.000’den fazla üyeyle deneyimlerini paylaşmaya başladı.
Gelsenkirchen polisi, olayın ilk haftasına girerken özel bir birim oluşturdu. “Özel Görev Gücü” adı verilen bu ekip, banka soygunları ve hırsızlık olaylarında uzman polislerden oluşuyor; gelen tüm ihbarları değerlendirerek, güvenlik kamerası görüntülerini, kaçış araçlarını ve matkap izlerini incelemeye devam ediyor.
Suçlular, otoparkın alt katındaki gizli bir tüneli kullanarak bankanın bodrum katına ulaştı ve özel matkap ile duvarları delinerek kasalara erişti. Matkap ucu, standart bir nalbur malzemesi değil, yüksek performanslı bir ekipman olduğu belirlendi; bu da olayın uzun vadeli ve planlı bir operasyon olduğunu gösteriyor.
Polis, 29 Aralık Pazartesi günü 03:58’de yangın alarmının çalmasıyla birlikte itfaiye ekiplerinin bankaya yönlendirildiğini bildirdi. Hırsızların, duvar delme sırasında ortaya çıkan ısı ve tozun alarmı tetikleyeceğini öngörerek su püskürttüğü ve bu sayede alarmın gecikmesi sağlandığı iddia edildi.
Almanya’da 24‑25‑26 Aralık tarihleri resmi tatil olduğu için birçok banka ve resmi daire kapalıydı; 27‑28 Aralık da hafta sonuna denk geldiği için Noel tatili beş gün sürüyordu. Bu durum, suçluların güvenlik açıklarından faydalanması için ideal bir zaman dilimi yarattı.
Geçtiğimiz yıllarda Almanya ve komşu ülkelerde benzer büyük ölçekli banka soygunları yaşanmıştı; bu durum, özellikle tatil dönemlerinde güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları alevlendirdi. Uzmanlar, banka şubelerinin altyapı denetimlerinin sıklaştırılması ve yüksek teknoloji ekipmanlarının izlenmesi gerektiğini vurguluyor.