
ABD Hazine Bakanlığı, Lübnan’ın “nakit ekonomisini sömürdükleri” gerekçesiyle Hizbullah üyelerine karşı yaptırım kararı alındığını duyurdu. Bu karar, OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) tarafından yürütülerek, terör örgütünün finansal altyapısına doğrudan müdahale etmeyi hedefliyor.
İsrail’in ateşkese rağmen saldırılarını sürdürdüğü Lübnan için ABD’den yeni bir hamle geldi. Bakanlık, Hizbullah’ı “yasa dışı fonları aklamak için döviz bürolarını ve nakit ekonomisini sömürmekten” sorumlu tutarak, örgütün terör finansmanını meşru ticaretle harmanladığını ve ülkenin finansal sisteminin bütünlüğünü tehdit ettiğini belirtti.
Bu kapsamda, Hizbullah üyelerinin uluslararası banka hesapları dondurulacak, varlıkları bloke edilecek ve Lübnan içinde faaliyet gösteren döviz büroları sıkı denetim altına alınacak. OFAC açıklamasında, yaptırımların “Lübnan direniş grubunun silahsızlandırılmasını desteklemek” amacıyla uygulandığı vurgulandı.
Ofisin açıklamasında, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün, ocak ayından bu yana çoğunlukla döviz büroları aracılığıyla Hizbullah’a 1 milyar dolardan fazla para aktardığı iddia edildi. Bu fonların, örgütün silah alımları ve operasyonel harcamaları için kullanıldığı öne sürülüyor.
Terörizm ve Finansal İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı John Hurley, konuyla ilgili açıklamasında, “Lübnan’ın özgür, müreffeh ve güvenli olma fırsatı var. Bu ancak Hizbullah tamamen silahsızlandırılır ve İran’ın finansmanı ve kontrolünden koparılırsa gerçekleşebilir” ifadelerini kullandı. Hurley, ABD’nin bu adımıyla bölgedeki istikrarı yeniden tesis etmeyi amaçladığını belirtti.
Öte yandan, ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarına devam eden İsrail, bugün Lübnan’ın güneyine bir hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 1 kişi hayatını kaybederken 9 kişi yaralandı. Bu gelişme, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti ve uluslararası toplumun tepkisini çekti.
ABD’nin bu yaptırım hamlesi, önceki yıllarda da Hizbullah ve İran’a yönelik benzer yaptırımlarla paralellik gösteriyor. Trump yönetiminin Orta Doğu politikası, bölgedeki terör örgütlerine finansal baskı uygulamayı öncelik haline getirmişti. Netanyahu’nun ise İsrail’in güvenliğini sağlamak adına askeri operasyonları sürdürdüğü biliniyor.
