Dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık %13-14’ü tip 2 diyabetli ve bu oran son üç on yılda %30 artış gösterdi. Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de yetişkinlerin %16’sı diyabet taşıyor. Bu istatistikler, hastalığın sadece bireysel bir problem olmadığını, aynı zamanda halk sağlığı açısından kritik bir tehdit olduğunu ortaya koyuyor.

Dr. Öztürk, egzersizin diyabet riskini %40 kadar azaltabileceğini ve Finlandiya 2001 çalışması ile birlikte egzersiz‑kalori kısıtlamasının riski %58’e kadar düşürebileceğini vurguluyor.
Aerobik (yürüyüş, koşu, bisiklet) ve direnç egzersizleri (vücut ağırlığıyla yapılan hareketler, ağırlık çalışmaları) insülin duyarlılığını artırır. En etkili başlangıç: günde 30 dakika yürüyüş. Haftanın en az üç günü bu süreyi hedefleyin, iki gün ise kas güçlendirici hareketlere yer verin.
Akdeniz diyeti, tip 2 diyabet riskini %20‑30 oranında azaltıyor. Bu diyet; sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemiş, balık ve zeytinyağı gibi besin gruplarına odaklanır.
2024’te Çin’de 12 571 75 katılımcıyla yürütülen bir araştırma, Akdeniz diyeti uyum puanının her bir birim artışıyla diyabet riskinin %17 azaldığını gösterdi.
Uzak durulması gereken gıdalar: kırmızı ve işlenmiş etler, şekerli gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve yüksek şekerli atıştırmalıklar.
Tip 2 diyabet genetik yatkınlık gösterir. Birinci derece akrabalarınızda diyabet varsa, sizin riskiniz artar. Aile geçmişinizi öğrenmek, önleyici adımlar atmanız için bir işaret levhası gibidir.
Uzun süreli oturma, insülin direncini artırır. Ekran başında geçen zamanı sınırlamak, her 30 dakikada bir 2‑3 dakika aktif mola vermek, metabolik sağlığı korur. Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımına zamanlayıcı koyarak kontrolü elinizde tutabilirsiniz.
Yetersiz ve düzensiz uyku, insülin duyarlılığını azaltır, kan şekeri seviyelerini yükseltir. 7‑8 saat kaliteli uyku hedefleyin; uyku hijyenine (karanlık, sessiz ortam, sabit yatma saati) özen gösterin. Uyku bozukluğu uzun sürerse bir uyku uzmanına başvurun.
Yüksek risk grubunda olanlar için koruyucu ilaçlar (örneğin metformin) diyabetin başlangıcını %30‑40 oranında geciktirebilir. Ancak ilaçların düzenli kullanımı, hekim kontrolü ve periyodik testler (açlık kan şekeri, HbA1c) ile desteklenmelidir.
Stres, kortizol seviyesini yükselterek kan şekeri dengesini bozabilir. Meditasyon, nefes egzersizleri, hobiler ve sosyal destek ağları stresin olumsuz etkilerini azaltır. Profesyonel psikolog desteği de gerekebilir.
Kan şekeri ölçüm cihazları ve mobil sağlık uygulamaları, günlük glikoz trendlerini takip etmeyi kolaylaştırır. Özellikle pre-diyabet tanısı konmuş bireyler için bu araçlar erken müdahale şansı verir.
Sigara içmek, insülin direncini artırırken, aşırı alkol tüketimi de kan şekeri dalgalanmalarına yol açar. Sigara bırakma programları ve ölçülü alkol alımı (kadınlar için günde bir kadeh, erkekler için iki kadeh) risk azaltıcı etki gösterir.
Okul ve işyerlerinde diyabet farkındalık kampanyaları, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam tarzı eğitimleri, hastalığın önlenmesinde toplumsal bir bariyer oluşturur. Yerel yönetimlerin desteklediği yürüyüş grupları ve “sağlıklı yemek” atölyeleri, bireylerin yaşam tarzı değişikliklerini sürdürülebilir kılar.
Unutmayın, tip 2 diyabet tamamen önlenebilir bir durumdur; ancak bunu başarmak için bilinçli, sürekli ve kişiselleştirilmiş adımlar atmak gerekir. Sağlıklı bir gelecek, bugün alacağınız küçük kararlarla şekillenir.