“Amazon, çalışan haklarını çiğnemekle kalmıyor, aynı zamanda çevresel yıkıma da öncülük ediyor” diyerek başlayan Make Amazon Pay kampanyası, şirketin küresel operasyonlarını hedef alıyor. Bu yılki protestolar, şirketin 30’dan fazla ülkedeki depolarında çalışan binlerce işçinin “artık yeter” diyerek tarihinin en geniş çaplı iş bırakma eylemine hazırlanmasıyla dikkat çekiyor.

**Almanya**: ver.di sendikası öncülüğünde depo çalışanları grev ilan etti. “Biz sadece daha iyi bir maaş istemiyoruz; güvenli bir çalışma ortamı ve gerçek dinlenme hakları talep ediyoruz” diyen bir işçi, protestoların ülke çapında yayılacağını belirtti.
**ABD**: Aktivistler, Amazon’un ICE ile yaptığı gözetim teknolojisi anlaşmalarını protesto etmeyi planlıyor. Bu eylemler, Black Friday öncesi büyük bir medya ilgisi çekmesi bekleniyor.
**Avrupa**: Danimarka, İspanya, Yunanistan, Birleşik Krallık, Polonya ve Lüksemburg’da binlerce çalışan, aynı anda durma kararı alarak şirketin lojistik zincirini felç etmeyi hedefliyor.
**Asya‑Pasifik ve Orta Doğu**: Avustralya, Endonezya, Tayvan, Nepal ve Filistin’deki çalışanlar, yerel sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli olarak sokak gösterileri düzenleyecek.
**Latin Amerika ve Afrika**: Brezilya, Kolombiya ve Güney Afrika’da da büyük mitingler planlandı; bu bölgelerdeki işçiler, Amazon’un bölgesel yatırımlarının yerel ekonomilere ve çevreye olan etkisini sorguluyor.
Depo ve saha çalışanları, artan verimlilik baskısı, zorlayıcı çalışma temposu ve dinlenme izinlerinin engellenmesi nedeniyle sınırda olduklarını söylüyor. Bir çalışan, “Bayılsak bile izin alamıyoruz, alırsak işten atılıyor” diyerek mevcut durumun ne kadar kırılgan olduğunu vurguladı.
Bu talepler sadece maaş artışı değil; aynı zamanda güvenli çalışma koşulları, yeterli dinlenme aralıkları, sendikal hakların tanınması ve çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi de içeriyor.
Uzmanlar, bu ölçekli bir iş bırakmanın Amazon’un tedarik zincirini ciddi şekilde aksatabileceğini ve Black Friday satışlarında %10‑15 oranında bir düşüş yaşanabileceğini öngörüyor. Ayrıca, şirketin kamuoyundaki itibarının çevre ve insan hakları konularında sorgulanması, yatırımcıların da dikkatini çekebilir.
Bu süreç, küresel çapta işçi hakları hareketlerinin yeni bir dönüm noktası olarak görülüyor ve diğer teknoloji devlerini de benzer taleplerle karşı karşıya bırakabilir.