46 yaşındaki Ahmet Demir, Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne mide şikayetleri nedeniyle başvurdu. Yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda 7,5 kg ağırlığında bir böbrek kitlesi taşıdığı tespit edildi. Uzman ekip, laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen ameliyatla kitleyi çıkardı; hastanın kilo kaybı ve yaşam kalitesinde belirgin iyileşme gözlendi.
Ahmet Demir, midesinde şişkinlik, sertlik ve hareket kısıtlılığı şikayetleriyle Sincan’da bulunan Üroloji Kliniği’ne başvurdu. “İlk başta kilo aldığımı sandım, ancak şikayetlerimin giderek artması beni hastaneye yönlendirdi,” diyerek süreci anlattı.
Demir, özellikle eğilme, kalkma ve dönme gibi basit hareketlerde zorlandığını, uyku sırasında yalnızca sol yanına yatabildiğini ve sırt üstü uyuyamadığını belirtti. Bu durum, günlük yaşamını ve iş performansını ciddi şekilde etkiliyordu.

Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Toksöz, hastanın Hatay’dan Ankara’ya yönlendirildiğini ve “karnında büyük bir kitle tespit edildiğini” ifade etti. İleri tetkiklerde, kitlenin böbrekteki nadir bir tümör olduğu ve 7,5 kg ağırlığında olduğu ortaya çıktı.
Dr. Toksöz, “Bu kadar büyük böbrek kitleleri yaklaşık 10 000 vakada bir görülür; çok nadir bir durumdur” diyerek olayın istatistiksel önemine değindi. Ayrıca hastanın böbreğinde bir “taş” bulunduğu, bu taşın da kitleyle birlikte enfeksiyon riskini artırdığı belirtildi.
Uzman ekip, büyük bir kitle olduğu için açık cerrahi yerine laparoskopik yöntemi tercih etti. “Kısıtlı bir kesiyi kademeli olarak küçülttük, ardından üç küçük delikten operasyonu tamamladık,” şeklinde açıklama yapıldı. Ameliyat süresi yaklaşık 6 saat sürdü ve tüm organlara zarar vermeden gerçekleştirildi.
Dr. Toksöz, “Kitle karaciğere, bağırsaklara ve büyük damarlara yapışık haldeydi; bu nedenle çok kontrollü bir teknik izlemek zorundaydık” dedi. Cerrahi sonrası organ fonksiyonları normal bulunurken, hastanın postoperatif dönemde ağrı ve şişlik hissi büyük ölçüde azaldı.
Ameliyattan birkaç gün sonra Ahmet Demir, “Midemde artık boşluklar var, hareketlerim daha rahat, kilo kaybı da 11‑12 kg oldu” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Hastanın uyku kalitesi ve genel enerjisi önemli ölçüde arttı; artık sadece sol yanına değil, sırt üstü de rahatça uyuyabildi.
Dr. Toksöz, benzer durumların erken teşhisinin hayati olduğunu vurgulayarak, “Aralıklı doktor kontrolü, böbrek kitlelerinin erken fark edilmesi ve komplikasyonların önlenmesi açısından kritik” diye uyardı.
Bu vaka, nadir görülen büyük böbrek tümörlerinin erken tanı, multidisipliner yaklaşım ve modern cerrahi tekniklerle başarıyla yönetilebileceğini gösteriyor. Ayrıca, kilo alımı gibi yanılgıların altta yatan daha ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceği hatırlatılıyor.
Sağlık profesyonelleri, hastaların vücut ağırlığındaki ani değişiklikleri ve gastrointestinal şikayetlerini göz ardı etmemeli; gerekli tetkiklerle potansiyel organ patolojileri dışlanmalıdır.