Geçtiğimiz günlerde Tayland ile Kamboçya arasındaki sınır hattında yeni bir şiddet dalgası ortaya çıktı. Kamboçya yönetiminin yaptığı açıklamaya göre, çatışmalarda 7 sivil hayatını kaybetti, 20 kişi ise yaralandı. Preah Vihear, Oddar Meanchey ve Banteay Meanchey illerinde toplam 21.219 kişi tahliye edildi ve üç ildeki okulların büyük bir kısmı eğitimlerine ara verdi.

Thai ordusundan gelen veriler ise 4 askerin hayatını kaybettiğini, 18 askerin ise yaralandığını gösteriyor. Buriram, Surin, Si Sa Ket ve Ubon Ratchathani eyaletlerinde 430 bin kişiden fazlası evlerinden tahliye edildi.
Tayland Başbakanı ve İçişleri Bakanı Anutin Charnvirakul, kısa vadede Kamboçya ile müzakere olasılığının olmadığını vurguladı. Anutin, “Ateşkesten bu yana sınır bölgelerinde askerlerimize yönelik saldırıların ardından müzakere söz konusu olamaz” diyerek, Tayland ordusunun Kamboçya’nın askeri kapasitesini uzun vadeli devre dışı bırakma hedefini yineledi.
Kamboçya’da ise Senato Başkanı Hun Sen, sosyal medya üzerinden “ateşkese saygı göstermek amacıyla 24 saatten fazla sabırlı davrandık” diyerek, Tayland’ın saldırılarına karşılık vermek zorunda kaldıklarını belirtti. Hun Sen, ülkenin barış istediğini fakat topraklarını savunmak için misilleme yapmak zorunda kaldığını sözlerine ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden geçmişte imzalanan ateşkes anlaşmasını hatırlatarak, iki tarafı “anlaşma maddelerine tam olarak uymaya” davet etti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise bölgedeki artan şiddete ilişkin endişesini dile getirerek, “tüm diyalog mekanizmalarının kullanılmasını” istedi.
Bu uluslararası çağrılar, bölgedeki istikrarı koruma çabalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Tayland‑Kamboçya sınırı, yaklaşık 817 kilometrelik bir hat üzerinden 20. yüzyılın başından beri egemenlik anlaşmazlıklarına sahne oluyor. En son temmuz 2024’teki gerginlikte, 48 kişi yaşamını yitirirken, 300 bin civarı sivil etkilendi. O dönemde ASEAN Zirvesi kapsamında imzalanan ateşkes anlaşması, sonrasında yaşanan mayın kazalarından dolayı Tayland tarafından askıya alındı.
Bu tarihsel miras, güncel çatışmanın sadece iki ülke arasındaki bir anlaşmazlık olmadığını, aynı zamanda bölgedeki güvenlik mimarisinin kırılganlığını da yansıtıyor. Sınır bölgelerinde yaşayan sivillerin günlük hayatı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksaması, uzun vadeli göç ve ekonomik kayıplar gibi sonuçlar doğuruyor.
Her iki tarafın da tahliye ettiği yüz binlerce sivil, geçici barınma, gıda ve sağlık desteğine muhtaç. Bölgesel ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, acil yardım kampanyaları başlatarak insan hakları ihlallerinin önlenmesi yönünde çalışmalar yürütüyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir çözüm için İki Taraflı Diyalog Platformu kurulması ve BM’nin denetimli bir ateşkes mekanizması oluşturmasını öneriyor.
Son olarak, son çatışmanın Tayland ordusunun hava saldırıları ile tetiklendiği belirtilirken, her iki tarafın da birbirini sivillerin bulunduğu bölgelere ateş açmakla suçladığı ortaya çıkıyor. Bu durum, bölgedeki gerilimin kısa vadede azalmasının zor olduğunu gösteriyor.