15’inci Türkiye Enerji Zirvesi, “Enerji Sektörü Nereye?” temasıyla İstanbul’da gerçekleşti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve uluslararası uzmanlar, küresel enerji dönüşümünün Türkiye’ye etkilerini, yatırım fırsatlarını ve yeni teknolojileri masaya yatırdı. Zirve, enerji güvenliği, dijitalleşme, e‑mobilite ve yenilenebilir enerji konularını kapsamlı bir panel formatında ele aldı.

Bayraktar, 2026’da mevcut doğal gaz üretimini iki katına çıkararak yaklaşık 8 milyon hanenin gaz ihtiyacını yerli kaynaklarla karşılamayı hedeflediklerini duyurdu. Bu adım, Türkiye’nin dış enerji bağımlılığını azaltırken aynı zamanda yerli kaynakların ekonomiye katkısını artırmayı amaçlıyor. Bayraktar, “Karadeniz Gazı, ülkemizin en önemli milli projelerinden biri; 2026’da bu projeyi hayata geçirerek enerji güvenliğimizi pekiştireceğiz” şeklinde konuştu.
Türkiye, dünya çapında dördüncü büyük sondaj filosuna sahip olduğunu vurguladı. 2024‑2026 yılları arasında Karadeniz’de planlanan altı derin deniz sondajı ile yeni rezervlerin keşfi hedefleniyor. Bayraktar, “Derin deniz sondajı sayesinde 2 000‑3 000 metre derinlikte 400‑500 bar basınç altında gaz çıkarmayı planlıyoruz” dedi. Bu süreç, bölgedeki terör unsurlarının etkisinin azalmasıyla da ilişkilendirildi; “GABAR projesi, terörsüz bir bölgeye enerji getirerek istihdam ve ekonomik büyümeye katkı sağlıyor” ifadesiyle bölgesel güvenliğe de değinildi.
Bayraktar, Türkiye’nin 70‑80 milyar metreküp gazı sokabilecek fiziksel altyapıya sahip olduğunu, bunun da LNG yatırımları sayesinde mümkün olduğunu belirtti. 2025 itibarıyla 6,7 milyar metreküp depo kapasitesine ulaşan ülke, bu sayıyı 2030’a kadar 10 milyar metreküp seviyesine çıkarmayı planlıyor. LNG’nin esnekliği ve düşük maliyeti, özellikle Amerikan LNG’si ile uzun dönemli sözleşmelerin artmasıyla Türkiye’nin arz güvenliğini pekiştirecek.
Zirvede İsveç Konsolosluğu ve Business Sweden iş birliğiyle düzenlenen Enerji Verimliliği Oturumu, Avrupa’da uygulanan yenilikçi enerji tasarrufu çözümlerini Türkiye’ye taşıma potansiyelini ortaya koydu. Katılımcılar, e‑mobilite, enerji depolama ve akıllı şebeke teknolojilerinin ülke genelinde yaygınlaştırılmasının, hem karbon emisyonlarını azaltacağını hem de enerji maliyetlerini düşüreceğini vurguladı.
Bayraktar, 2050 yılına kadar Türkiye’nin elektrik tüketiminin %15’ini nükleer enerjiyle karşılaması gerektiğini belirtti. Sinop, Akkuş ve Trakya bölgelerinde küçük modüler reaktörler (SMR) ve büyük ölçekli nükleer santrallerin inşası planlanıyor. Bu projeler, yenilenebilir enerji dalgalanmalarını dengeleyerek enerji karışımını daha istikrarlı hale getirecek.
Türkiye Enerji Zirvesi, ülkenin enerji bağımsızlığı, sürdürülebilir büyüme ve küresel rekabet gücü açısından kritik bir dönüm noktasını işaret ediyor. 2026 ve 2028 hedefleri, yalnızca üretim rakamlarını artırmakla kalmayıp, yeni altyapı yatırımları, uluslararası iş birlikleri ve teknoloji transferi yoluyla enerji sistemini dönüştürmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, bu adımların ekonomik büyümeyi tetikleyeceği ve enerji fiyat istikrarını sağlayacağı konusunda hemfikir.