Bayraktar KIZILELMA platformundan ateşlenen görüş ötesi hava‑hava füzesi GÖKDOĞAN’da görev yapan yerli hedef algılayıcı MİHAL, TBMM Genel Kurulu’nda ilk kez kürsüden gösterildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu kritik bileşenin tamamen yerli imkanlarla geliştirildiğini vurguladı ve izleyicilere canlı bir demo sundu.

MİHAL, GÖKTUĞ Projesi kapsamında yurt dışından temin edilen lazer hedef algılayıcı teknolojisinin, TÜBİTAK SAGE’nin optik, opto‑mekanik, elektronik tasarım ve sinyal işleme konusundaki uzmanlığıyla millileştirilmesiyle ortaya çıktı. Sensör, 0‑10 metre menzilde yüksek doğruluklu hedef tespiti yapabilen bir lazer tabanlı algılayıcıdır; bu sayede füzenin “yakınsama tapası” adı verilen alt sistemi, hedefe tam isabetle ulaşmadan da optimum ateşleme zamanını belirleyebiliyor.
Yeni nesil MİHAL modülü, nanometre ölçeğinde dalga boyu kontrolü, gelişmiş termal yönetim ve yapay zeka destekli sinyal işleme algoritmasıyla donatıldı. Bu sayede füze, çarpışma anına kadar hedefin hareketli profilini sürekli izleyerek, dinamik olarak rota düzeltmesi yapabiliyor.
MİHAL, BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN füzelerinde aktif olarak kullanılmakta. Özellikle KIZILELMA’dan atılan GÖKDOĞAN mühimmatı, dünyada ilk kez bir insansız savaş uçağı üzerinden görüş ötesi füzeli angajmanda kritik rol üstlendi. AES‑A radarı (MURAD) ile entegrasyonu, hedefi ilk etapta tespit edip, MİHAL sensörü üzerinden lazerle işaretleyerek füzenin kesin isabetini sağladı.
Bu entegrasyon, sistemin reaksiyon süresini %35 oranında kısaltarak, hedefin terminal safhada güvenilir şekilde etkisiz hale getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak, Türkiye’nin hava savunma zincirinde yerli ve milli bir adım daha atılmış oluyor.
Sunum sırasında Bakan Kacır, “KIZILELMA’nın ASELSAN üretimi MURAD AESA radarıyla hedefi tespit etti, ardından TÜBİTAK SAGE’nin geliştirdiği GÖKDOĞAN füzesinin jet motorlu hedef uçağını tam isabetle vurdu. Bu görevde uçağı biz ürettik, radarı biz ürettik, füzeyi biz ürettik. Füzeye takılan lazer sensörlü hedef algılayıcıyı da biz ürettik. Yurt dışından vermediler; biz daha iyisini milli olarak geliştirdik.” şeklinde konuştu.
“Kim neyi esirgiyorsa bilsin ki biz onun daha iyisini yapıyoruz. Yerli ve milli savunma teknolojilerinde durmadan ilerleyeceğiz.” diyerek, Türkiye’nin savunma sanayisinin tam bağımsızlık hedefini bir kez daha pekiştirdi.
Uzmanlar, MİHAL’in başarılı entegrasyonunun diğer hava‑savunma platformlarına da uyarlanabileceğini ve böylece Türkiye’nin çok katmanlı savunma ağını daha da güçlendireceğini belirtiyor. Ayrıca, bu teknolojiye dayalı yeni nesil füze sistemlerinin ihracat potansiyeli olduğu, uluslararası savunma pazarında rekabet avantajı sağlayacağı öngörülüyor.
Gelecek yıllarda MİHAL’in yerli dron ve kara tabanlı sistemlerde de kullanılacak versiyonlarının geliştirilmesi planlanıyor; bu da savunma sanayisinin tamamen yerli bir ekosisteme dönüşmesinin sinyallerini veriyor.