Finans ve Reel Sektörün Karşılıklı Güçlenmesi: Cevdet Yılmaz’dan Önemli Açıklamalar

Finans ve Reel Sektörün Karşılıklı Güçlenmesi: Cevdet Yılmaz’dan Önemli Açıklamalar
Yayınlama: 12.12.2025
7
A+
A-

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 5. Finansın Geleceği Zirvesi’nde reel sektör ve finans sektörünün karşılıklı güçlenmesinin Türkiye ekonomisine getireceği faydaları açıkladı.

Zirveye Genel Bakış

Tuğçe SEZER ODABAŞI‑Fırat ALKIZ/İSTANBUL – Turkuvaz Medya Merkezi’nde gerçekleştirilen 5. Finansın Geleceği Zirvesi ve Para Sohbetleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla başladı. Zirveye, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun ve Turkuvaz Medya Marka ve Pazarlama Grup Başkanı Sinan Köksal da katıldı.

Yılmaz, “Reel sektör‑finans sektörü birbirinin rakibi değil, birbirini tamamlayan iki parçadır.” diyerek konuşmasını özetledi.

Dünya Ekonomisi ve Türkiye’nin Konumu

Yılmaz, son 22 yılda dünya ekonomisinin ortalama %3,5 büyüdüğünü, 2025‑2026 döneminde ise IMF tahminlerine göre %3,1‑%3,2 arasında bir büyüme beklediğini belirtti. “2020‑2024 yılları arasında küresel büyüme %2,6’ya geriledi.” ifadesiyle mevcut durumu özetledi.

İş dünyasına, dünya ticaretinin artık büyümeden daha düşük bir oranda ilerlediğini hatırlatarak, “daha kapalı bir dünyaya doğru ilerlediğimizi gösteren bir veri” olarak nitelendirdi.

2025‑2026 Dönemi İçin Beklentiler

Yılmaz, 2026’da Türkiye için “nispi olarak daha olumlu bir ortam” öngördüğünü söyledi. Bu olumlu görünümün üç temel başlığa dayandığını vurguladı:

1. Ticaret ortaklarının büyüme performansı: Avrupa Birliği ve MENA (Kuzey Afrika‑Orta Doğu) pazarlarının 2025‑2026’da daha iyi büyüyeceği beklentisi.
2. Dünya finansal koşulları: Enflasyonun yavaş düşüş eğiliminde olması, faiz oranlarının küresel çapta gerilemesi ve gelişmekte olan ülkeler için daha elverişli koşulların oluşması.
3. Emtia fiyatları: Özellikle petrol ve diğer emtiaların fiyatlarının daha ılımlı seyretmesi, enerji ithalatçısı Türkiye’ye avantaj sağlıyor.

Finansal İstikrar Önceliği

“Türkiye büyümeyi sağladı, reel ekonomiyi korudu, kapasitesini belli bir seviyeye getirdi. Şimdi odak noktamız finansal istikrar ve enflasyonla mücadele,” diyerek mevcut önceliklerini açıkladı. Yılmaz, para politikasının yanı sıra maliye politikalarının da aktif olarak kullanıldığını, özellikle enerji paketi, yenilenebilir enerji düzenlemeleri ve iklim kanunu gibi yapısal dönüşümlerin enflasyonla mücadelede önemli olduğunu vurguladı.

Türk Finans Sektörünün Dayanıklılığı

Yılmaz, Türkiye finans sektörünün küresel belirsizlikler karşısındaki dayanıklılığı ve uluslararası standartlara uyumu sayesinde bölgesinde örnek teşkil ettiğini belirtti. Ekim ayı itibarıyla bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün 44,1 trilyon TL, kredilerin 21,6 trilyon TL ve mevduatın 25,4 trilyon TL seviyelerine ulaştığını duyurdu. Sermaye yeterlilik oranının %18,9 olması, yasal minimum %8’in çok üzerinde olduğunu ve bu durumun sektöre ekstra güven verdiğini ekledi.

Reel‑Finans İlişkisinin Stratejik Önemi

Yılmaz, “Reel sektör‑finans sektörü aynı resmin iki parçası gibi görülmelidir.” diyerek, kısa vadeli çıkar farklılıklarından kaçınılması gerektiğini, uzun vadeli bütüncül bir bakış açısının Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için kritik olduğunu vurguladı.

Sonuç ve Değerlendirme

Finansın Geleceği Zirvesi, Türkiye’nin hem iç hem dış ekonomik dinamikleriyle uyumlu bir büyüme stratejisi izlediğini gösteriyor. Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, reel sektörün güçlenmesinin finansal istikrarı pekiştireceği, finansal istikrarın da reel sektöre yeni fırsatlar yaratacağı yönündeki sinerjiyi net bir biçimde ortaya koydu. Bu çerçevede, politika yapıcıların ve iş dünyasının ortak hareket etmesi, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha istikrarlı ve rekabetçi bir ekonomi inşa etmesinin temelini oluşturacak.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.