“İsrail’in Suriye’deki hareketliliği ile SDG’nin isteksizliği arasında bir ilişki var, bir orantı var. Bunu artık söylemek gerekiyor. Bu YPG’nin tek başına aldığı bir karar değil.” dedi Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera Arapça kanalına verdiği röportajda.
Fidan, 10 Mart tarihli Suriye‑SDG mutabakatının hâlâ uygulanmadığını hatırlatarak, “Şam yönetimi ile PKK/YPG arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesini umuyorum” şeklinde konuştu.

Fidan, İsrail ile SDG arasındaki olası bir eşgüdüm sorusuna, “Tabii, yani İsrail, Suriye ile belli bir anlaşma zeminine geldiği gün YPG’nin de geleceğini göreceksiniz” yanıtını verdi.
Türkiye’nin bölgedeki konumuna dair vurguladığı nokta, “Suriye’nin güvenliği, birliği ve bütünlüğüne kim daha fazla yardımcı olacak? Biz kendimizi İsrail’le aynı çaba içinde görmüyoruz” şeklindeydi.
Fidan, Gazze’deki insani yardımların sınırlı olduğunu ve barış planının tam olarak uygulanmadığını dile getirdi. “İsrail hâlâ Filistinli vatandaşları öldürmeye devam ediyor, ama bir önceki savaşın şiddetine bakıldığında şu anki durum insanlara bir nefes aldırıyor” şeklinde bir değerlendirme yaptı.
Barış planının ikinci aşamasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı gerektiğini ve bu kararın hayata geçirilmesi gerektiğini yineledi.
Fidan, Ukrayna’nın barış planı üzerine ABD ve Avrupa ile yürüttüğü görüşmeleri anlattı. “28 maddelik bir plan ortaya çıktı, Avrupalılar bunu 20 maddeye indirdi, Ruslarla da görüşmeler yapıldı” dedi.
Rusya’nın ilerleyişine işaret ederken, “Avrupa’nın Ukrayna’ya zor seçimler sunması gerekiyor; kayıpları önlemek için zor kararlar alınmalı” diye ekledi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesiyle Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücü’ne katkı sağlamaya hazır olduğunu belirtti. “Gerekirse asker gönderebilir, barış için her türlü sorumluluğu üstlenebiliriz” ifadelerini kullandı.
İsrail’in bu planı tek başına kontrol etmediğini, Amerika ve diğer bölge ülkelerinin de söz sahibi olduğunu vurguladı.
Fidan, Karadeniz’in bir “savaş uzantısı” haline geldiğini ve bölgedeki ticari gemilerin risk altında olduğunu hatırlattı. “Türkiye, İstanbul’da yeniden ev sahipliği yapmaya hazır; geçen yaz 3 tur görüşmeye ev sahipliği yaptık” diyerek, bölgedeki diplomatik çabaların devam edeceğini belirtti.