Maduro’nun Müttefikleriyle Kriz: Çin ve Rusya’nın Çekingen Desteği

Maduro’nun Müttefikleriyle Kriz: Çin ve Rusya’nın Çekingen Desteği
Yayınlama: 12.12.2025
7
A+
A-

Maduro, Çin ve Rusya’nın Venezuela’ya verdiği destek giderek sembolik hâle gelirken, ABD’nin Karayipler’e askeri konuşlandırması ülkeyi yeni bir dış politika kriziyle karşı karşıya bırakıyor.

Müttefik İlişkilerinin Tarihçesi

Venezuela’nın sosyalist yönetimi, Hugo Chávez döneminde Çin ve Rusya ile stratejik bir ittifak kurarak ABD‑kuzey-güney ilişkilerine alternatif bir blok oluşturmayı amaçlamıştı. Çin‑Venezuela işbirliği 2000’li yılların başında büyük ölçekli altyapı ve enerji kredileriyle, Rusya‑Venezuela bağlantısı ise askeri eğitim ve silah tedarikiyle pekişmişti.

Bu dönemde Caracas, Pekin’in “Bir Kuşak Bir Yol” vizyonundan faydalanarak 100 milyar dolar üstü kredi alırken, Moskova da Sukhoi savaş uçakları ve nükleer bombardıman uçağı gibi kritik askeri platformları devretmişti. “Biz, anti‑imperyalist bir koalisyonun parçasıyız” diyerek ikili ittifak, Latin Amerika’da yeni bir güç dengesi yaratmaya çalıştı.

ABD’nin Baskısı ve Bölgesel Dinamikler

2024 yılının ilk çeyreğinde, ABD Başkanı Donald Trump (gerçek zamanlı bir kurgusal referans) “Venezuela Hava Sahasını tamamen kapalı ilan ediyor” diyerek bölgeye askeri bir uyarı göndermişti. Karayipler’de nükleer enerjili denizaltı, casus uçakları ve 15.000 asker konuşlandırılması, Maduro’nun zaten kırılgan iç politikasını daha da sarsmıştı.

Trump yönetimi, bu adımları “uyuşturucu kaçakçılığına karşı” bir önlem olarak savunurken, uluslararası uzmanlar ve Maduro‑yanlı politikacılar, bu hareketin rejim değişikliği niyetli bir strateji olduğuna işaret ediyor. ABD’nin bu sert tutumu, Caracas’ın hem ekonomik hem de güvenlik açılarından dışa bağımlılığını artırdı.

Rusya ve Çin’in Güncel Tutumu

Ekim 2024’te, Washington Post’un elde ettiği belgeler, Maduro’nun Rusya’dan Sukhoi uçaklarının onarımı, radar sistemleri ve füze tedariki talep ettiğini gösteriyor. Ancak Moskova, bu taleplere henüz somut bir yanıt vermedi; “sadece açıklamalarla yetiniyor” denildi.

Rus devlet haber ajansı TASS’a göre, Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Kasım 2024’te “Venezuela ile sürekli çalışma temasları” içinde olduklarını duyurdu, ancak ayrıntılı bir açıklama yapmaktan kaçındı. Dışişleri Bakanı Maria Zakarova ise “gerginliğin tırmanması daha büyük sorunlara yol açar” diyerek temkinli bir duruş sergiledi.

2018 yılında Moskova, iki nükleer kapasiteli bombardıman uçağı ve 100’den fazla pilot göndererek açık bir askeri destek sağlamıştı. Ancak bu destek, 2022‑2023 yıllarında Rusya’nın Ukrayna savaşı ve küresel yaptırımlar yüzünden kaynaklarını yeniden dağıtmasıyla büyük ölçüde kısıtlandı.

Çin tarafında ise, Maduro’nun Şi Cinping’e gönderdiği mektupta “genişletilmiş askeri işbirliği” talebi yer alıyor. Pekin, radar tespit sistemleri üretimini hızlandırma sözü verdi, ancak doğrudan askeri müdahale sinyali vermedi. Çin’in 2005‑2022 döneminde Venezuela’ya sağladığı 60 milyar dolar civarında kredi, artık geri ödeme ve yeni kredi sağlama önceliğiyle sınırlı bir hâle geldi.

Ekonomik Bağlam ve Kredi Durumu

Latin Amerika‑Çin Kredileri Veritabanı’na göre, Venezuela, Çin’in Latin Amerika’ya verdiği toplam kredinin %40’ından fazlasını tek başına almış durumda. Bu krediler, petrol gelirleri üzerinden teminatlandırılmıştı; fakat 2023‑2024 yıllarında petrol üretimindeki %70’lik çöküş, kredilerin geri ödenmesini riskli hâle getirdi.

ABD‑Çin arasındaki gümrük vergisi gerilimleri ve Trump’ın uyguladığı yüksek tarifeler, Çin’in Venezuela’ya enerji ihracatını da olumsuz etkiledi. Sonuç olarak, Caracas artık “kredileri geri ödeme” odaklı bir mali strateji izliyor; yeni projeler ve askeri harcamalar için finansman bulmakta zorlanıyor.

Uzman Görüşleri ve Gelecek Beklentileri

Prof. Fernando Reyes Matta (Andrés Bello Üniversitesi, Çin Çalışmaları Merkezi) “Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Venezuela’yı hem Pekin hem de Moskova için düşük öncelikli bir ülke hâline getirdi” diyor. Matta, “Rusya’nın Ukrayna savaşı ve Çin’in ABD‑Çin gerilimi, Caracas’ı savunmak için gerekli kaynakları bulmasını imkânsız kılıyor” şeklinde ekliyor.

Prof. Vladimir Rouvinski (İcesi Üniversitesi, PoInt Laboratuvarı) ise “Moskova’nın Ortadoğu müttefikleri Suriye ve İran da benzer sıkıntılar içinde; bu yüzden Venezuela’ya yönlendirecekleri askeri kapasite sınırlı” diye uyarıyor. Rouvinski, “Çin, Maduro’yu savunurken gümrük vergileri ve diplomatik kazançları riske atmak istemiyor” şeklinde yorum yapıyor.

Her iki akademisyen de, “İç destek eksikliği ve uluslararası alanda izolasyon, Maduro’nun tek başına kalmasına yol açıyor” diyerek, Venezuela’nın yakın gelecekte “tam bir dış politika felaketi” ile karşılaşabileceğini öngörüyor.

2024 Temmuz seçimlerinde iddia edilen usulsüzlükler, María Corina Machado liderliğindeki muhalefetin seçim sonuçlarını ilan etmesiyle yeni bir meşruiyet krizi yarattı. Seçim Komisyonu (CNE) sonuçları detaylandırmazken, uluslararası gözlemciler seçim sürecinin “şeffaflık ve adalet” eksikliğiyle damgalandığını belirtiyor.

Bu çerçevede, Maduronun “tamamen yalnız” olduğu ve “zamanının tükendiği” yorumları, hem iç hem dış politikalarda daha radikal bir dönüşün sinyali olabilir.

Sonuç olarak, Çin ve Rusya’nın sözlü ama somut olmayan destekleri, Venezuela’nın uzun vadeli istikrarını korumasını zorlaştırıyor. ABD’nin bölgesel askeri baskısı ve ekonomik yaptırımları, Caracas’ın mevcut krizini daha da derinleştiriyor. Gelecek haftalarda, Maduro’nun yeni diplomatik girişimleri ve olası iç muhalefet hareketleri, bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesinde kritik bir rol oynayacak.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.