Bulgaristan’da yolsuzluk protestolarının ve bütçe tartışmalarının kızıştığı bir dönemde, koalisyonun lideri Rosen Jelyazkov, parlamentodaki güven oylaması öncesinde istifa etti. İstifa, hükümetin de aynı anda istifasıyla sonuçlanarak erken seçim ihtimalini artırdı ve ülke siyasetinde yeni bir belirsizlik dönemi başlattı.
Bulgaristan’da haftalarca süren yolsuzluk protestoları ve hükümetin bütçe tasarısına yönelik artan toplumsal memnuniyetsizlik, başbakan Rosen Jelyazkov‘u zor bir konuma getirdi. “Toplumun beklentilerine uygun hareket etmek istiyoruz. İktidar halkın iradesinden doğar.” diyerek istifasını meclise sundu. Bu açıklama, gençler ve yaşlılar arasında yükselen istifa çağrısının bir yansıması olarak değerlendirildi.

İstifanın hemen ardından koalisyon hükümeti de istifa etti ve parlamentoda planlanan güven oylaması 12 Aralık’ta yapılması bekleniyordu. Ancak İktidar koalisyonu (GERB, BSP ve ITN) ve destekçi HÖH‑Yeni Başlangıç Partisi milletvekilleri oylamayı boykot ederek salonu terk ettiler. Oylamaya sadece 108 milletvekili katıldı ve önergeyi geçirecek 121 oy sayısına ulaşamadı.
Hükümetin istifasının ardından Cumhurbaşkanı Rumen Radev, “parlamenter rulet” olarak adlandırılan prosedürü başlattı. İlk olarak meclisteki en büyük iki partiye hükümet kurma görevi verilecek; bu girişimler başarısız olursa başka bir partiye kabine kurma görevi devredilecek. Başarısızlık durumunda ise erken seçim tarihi belirlenecek. Siyasi gözlemciler, koalisyonun yeni bir hükümet oluşturma potansiyelinin düşük olduğunu ve erken seçim ihtimalinin yüksek olduğunu vurguluyor.
GERB Genel Başkanı Boyko Borisov, Jelyazkov’un istifasını “utanacak hiçbir şey yapmadık” diyerek savunurken, hükümetin istifasının ardından bütçe konusundaki çabalarını da sonlandıracağını belirtti. Borisov, “Yasama çalışmalarımızda bundan sonra hiçbir yeniden yapılandırma olmayacak. Artık istifa etmiş bir hükümet çalışamaz.” şeklinde konuştu.
Uzmanlar, istifanın Bulgaristan’ın Avrupa Birliği ve NATO ortaklıkları üzerindeki etkilerini yakından izleyeceklerini belirtiyor. Ekonomik istikrarın sürdürülmesi ve yeni bir koalisyonun ya da erken seçimlerin getireceği belirsizlik, ülkenin hem iç hem de dış politikalarını şekillendirecek ana faktörler olarak öne çıkıyor.