Cevdet Yılmaz, 5. Finansın Geleceği Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, “IMF tahminlerinin gerçekleşmesi halinde Türkiye, 2025 yılı sonunda dünya çapında 16. en büyük ekonomi ve Avrupa’da da 4. sıraya yükselecek” ifadelerini kullandı. Bu öngörü, ülkenin uzun vadeli büyüme stratejisinin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Yılmaz, küresel ekonomik ortamın hâlâ belirsizliklerle dolu olduğunu, bölgesel çatışmalar, jeopolitik riskler ve artan ticari korumacılığın büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Buna rağmen, küresel GSYİH’nın ortalama %5 civarında büyüdüğünü hatırlatarak, Türkiye’nin bu ortamda yıllık %3’lük bir büyüme kaydetmesinin mümkün olduğunu belirtti.
Yılmaz, dünya ticaretinin daraldığını ve “daha kapalı bir dünyaya” doğru ilerlediğini söyleyerek, Türkiye’nin dış ticaret performansının büyük ölçüde ortak ülkelerin büyüme hızına bağlı olduğunu hatırlattı. Enflasyonun hâlâ hedeflenen seviyelerin altında kaldığını, ancak “dezenflasyon sürecinin devam ettiğini” ve “44 puandan fazla düşüşün mümkün olduğunu” dile getirdi.
Yılmaz, 2025 yılı sonuna kadar kişi başına düşen milli gelirin 1,5 trilyon doların üzerine çıkacağını öngörerek, AB ortalamasının %38’inden %70’ine yükseldiğini ve 2026’da %72’ye ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Bu rakamların, ekonomik refah ve yaşam standardı açısından Türkiye’ye yeni bir dönemin kapılarını aralayacağına inandığını vurguladı.
“Türkiye’de 300 milyar dolar değerinde bir yastık altı altın rezervi var” diyerek Merkez Bankası’nın güçlü konumunu hatırlatan Yılmaz, bu rakamın 1980’lerden beri artarak günümüzde çok daha yüksek seviyelerde olduğunu söyledi. TL mevduatının toplam mevduat içindeki payının yüzde 0,1’e düştüğünü ve artık “KKM’nin (Kısa Kredi Maliyeti) bitmiş” olduğunu belirtti.
2024 yılında 33 şirketin halka arz edildiğini ve bu süreçte 57,3 milyar lira kaynak sağlandığını hatırlatan Yılmaz, 2025 Aralık itibarıyla 17 şirketin daha halka arz edilerek 43,1 milyar lira fon topladığını açıkladı. Ayrıca, EFT sisteminin ortalama işlem hacminin 3 trilyon liraya, FAST sisteminin ise günlük ortalama 12,6 milyon işleme ulaştığını, bu sayede ödeme altyapısının dünya standartlarına yaklaştığını sözlerine ekledi.
Yılmaz, “Önceliğimiz finansal istikrar ve enflasyonu düşürmek” diyerek, 3 aşamalı bir dezenflasyon planını hayata geçirdiklerini ve mayıs ayında geçiş dönemini tamamladıklarını belirtti. Eylül ayında beklenmedik bir enflasyon artışı yaşansa da, hedefin 30’un altına çekmek olduğunu vurguladı.
Bu geniş kapsamlı açıklamalar, Türkiye’nin ekonomik dönüşüm sürecinde ne kadar kararlı olduğunu ve uluslararası arenada daha güçlü bir konuma gelmek için atılan adımların ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor.